Aylık arşivler: Mayıs 2017

Pozitif iktisat normatif iktisat ayrımı

Pozitif İktisat – Normatif İktisat ne demektir?


Çoğu bilim alanında olduğu gibi iktisat yani ekonomi biliminde de pozitif ve normatif ayrımı yapılmaktadır. Bu yazımızda pozitif iktisat ve normatif iktisat ayrımı ne demektir örneklerle üzerinde duracağım. Özellikle İktisada Giriş gibi temel derslerde işe yarayacak ve iktisadi okumalarınızda yardımcı olacağını düşündüğüm temel kavramlardan biri olduğunu söyleyebilirim.

Pozitif İktisat ne demek?

Aslında oldukça basit bir kavram. Pozitif iktisat demek, iktisadi yani ekonomik olayların gözlemlenerek, söz konusu olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisini ortaya koymaktır. Bu bağlamda ortaya atılan hipotezlerin doğrulu tam anlamıyla test edilebilir. Benzer olayların sonuçları aynı olur diyebiliriz. Zaten aksi bir durum olsaydı, iktisat bilimi matematiğe dayanamaz, teorileri matematiksel işlemlerle ispatlanamaz.

Bilimsel gerçeklerle benzetilebilir bir kavramdır. Nasıl ki suyun deniz seviyesindeki kaynama sıcaklığı dünyanın her yerinde 100 santigrat dereceyse, pozitif iktisattaki gerçekler de bu şekilde sınanabilir ve genel geçer analizler şeklindedir. Pozitif bilimlerde olduğu gibi pozitif iktisadi analizlerde değer yargılarına ve ahlaki değerlere yer verilmez yoruma kapalıdır denilebilir. Tıpkı herhangi bir matematik formülü gibi, x ve y gibi değişkenlere verilen değerler değişirse, sonucun değişeceği kesindir.

Normatif İktisat ne demek?

Normatif iktisat kavramını pozitif iktisat kavramından ayıran en önemli yönü normatif iktisadın değer yargılarına dayanmasıdır. Yani normatif iktisat, isminden de anlaşılabileceği üzere normlara dayanır. İktisadi gelenekler, ahlaki değerler ve siyasi olaylar gibi dış etkenler, pozitif iktisadın aksine, normatif iktisadi analizlerin inceleme alanıdır. Bu sebeple normatif iktisatta neden-sonuç ilişkisi aranmaz.

Bu tip öznel değişkenler sebebiyle, benzer olaylar benzer koşullar altında aynı sonuçları doğurmaz. Bu kavramı anlamanın en kısa yolunu merak ediyorsanız sizi ilkokuldaki tarih derslerine götürebilirim.

Tarih derslerinde sürekli dile getirilen bir cümle vardır. “Tarihi olaylar, yaşandıkları dönemin koşulları göz önünde tutularak incelenmelidir.” Görüldüğü üzere bu cümle de normlara dikkat edilmesine vurgu yapar.

Örneğin ekonomik krize giren bir ülkenin yöneticileri, krizden çıkmak için A yolunu tercih ederse, aynı sebeplerle sonraki yıllarda karşılan ikinci bir krizde B yolu tercih edilebilir. İkinci bir krizde A yerine B yolunun tercih edilmesi, ülkenin içerisinde bulunduğu siyasi konjonktüre, yetkililerin görüşlerine göre değişkenlik gösterir.

Bu yazıyı sonlandırmadan önce konu hakkında söylemek istediğim son cümleler şu şekilde; Ekonomi kitaplarında yer alan konular yani iktisadın teorik çerçevesi pozitif iktisadi görüşler ile aktarılır. Eğer yazar bir yorum yapacaksa bunu mutlaka belirtmelidir. Normatif iktisadi tavırlar ise günlük hayatta yani devletin iktisadi uygulamalarında karşımıza çıkan tarafıdır.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ
Üretim faktörleri (Kaynakları)

Üretim faktörleri (kaynaklar) nelerdir?


Şimdi kadar yayınlanan iki yazıda da adı geçen üretim faktörleri bir diğer ismiyle iktisattaki kaynaklar nelerdir bunları tek tek ele alacağım. İktisat hakkındaki en temel başlıklardan biri olan üretim faktörlerinin ne anlama geldiğini bu sayede çok daha rahat şekilde anlayabilirsiniz. Yabancı kaynaklar araştırmayı düşünüyorsanız bu kavramın İngilizcesi Factors of Production şeklindedir.

Daha önce de belirttiğim üzere iktisatta dört temel kaynak kabul edilir. Bazı kaynaklarda üç kaynak görülmesi normaldir, yanlış değildir. Şimdilerde ise beşinci bir kaynaktan bahsediliyor ancak bu şimdilik kalsın kafa karıştırmayalım. Dört temel kaynağımız var demiştim. Bunlar şu şekildedir;

  • Doğal Kaynak (Toprak) = Rant
  • Emek (İşgücü) = Ücret
  • Sermaye (Kapital) = Faiz
  • Girişimci (Müteşebbis) = Kar

Neden böyle bir ayrım var? sorusunun cevabını aslında ilerleyen yazılarımda vereceğim. Bu ekonominin daha ilerideki konularıyla ilgili. Kısaca bahsetmek gerekirse; iktisatta mallar ve hizmetlerin üretimi, faktör yoğunluklarına göre sınıflandırılır. Örneğin bir otomobil üretmek için sermaye yoğun sektörler kullanılır. Çünkü otomobil üretimi makineler aracılığı ile yapılır. Makineler ise sermaye yoğun araçlardır. Tarım ise emek yoğun sektördür. Tarımda insan gücü yani emek faktörü daha öne çıkar.

Ekonominin temelinde bahsedilen kıt kaynaklar kavramında bahsedilen girdiler bunlardır. Üretim imkanları eğrisi üzerinde eksenlere yerleştirilen üretim faktörleri de burada bahsedeceğim faktörlerdir. Bu konuyu ileride Uluslararası İktisat notlarında açmak üzere şimdilik kapatıyorum.

Doğal Kaynak yani Toprak (N)

Doğal Kaynaklar yani aslında bildiğimiz toprak, iktisat biliminin kutsal kaynağı olarak kabul edilir. Klasik İktisat Okulu, doğal kaynakları “tanrının insanlara armağanı” olarak kabul eder. Kutsal denmesinin sebebi budur. Tarımsal ihtiyaçlar topraktan karşılanır ve fabrikalar ihtiyaç duydukları hammaddeleri doğadan temin eder. Güneş ışığı, akarsular, madenler, fabrikaların kurulduğu arsalar, tüm yer altı ve yer üstü zenginlikleri örnek olarak kullanılabilir.

N harfi ile kısaltılarak gösterilir. Doğal kaynaklar, iktisat biliminde de diğer bilimlerde olduğu gibi yenilenebilir ve yenilenemeyen olmak üzere iki ana başlığa ayrılır. Örneğin güneş enerjisi yenilebilir bir kaynak olarak kabul edilirken, bir fabrikanın ihtiyaç duyduğu alüminyum hammaddesi, yenilenemez olarak kabul edilir.

Doğal Kaynakların üretim sürecinden elde ettiği çıktıya rant ismi verilir.

Emek yani İşgücü (L)

L harfi ile kısaltılan ikinci kaynağımız Emek yani bildiğimiz işgücüdür. Emek olmadan üretimden bahsetmek söz konusu olamaz. Ancak emek miktarı ülkenin nüfusuyla ölçülmez. Bir ülkenin emek miktarı aktif nüfus kavramı yani çalışabilecek nüfusu ile ölçülür. Aktif nüfus, 15-65 yaş aralığı olarak kabul edilir. Çocuklar ve yaşlılar, emek miktarı ölçümünün dışında bırakılır.

Emek kavramı incelenirken akla sadece kas gücü gelmemelidir. Yani işgücü sadece işçiler tarafından oluşturulmaz. Sanatçılar, bilgisayar başına çalışan insanlar da emek kapsamındadır. Mavi yakalılar ve beyaz yakalıların toplamı diyebiliriz.

Üretim faktörlerinden emek faktörünün artışı sadece nüfus artışı ile olmaz. Emek faktörünün eğitim ile niteliğinin artırılması da o ülkedeki emeğin verimini dolayısıyla elde edilen çıktıyı artıracaktır.

Emek faktörünün üretim sürecinden elde ettiği çıktıya ücret adı verilir.

Sermaye yani Kapital (C)

C harfi ile kısaltılan sermaye faktörü, üretime koşulan paradır demek yanlış olmaz ancak eksik olur. Sermaye faktörü günlük hayatta kullanıldığı gibi sadece nakit paradan ibaret değildir. Çiftçinin traktörü, fabrikanın üretim araç ve gereçleri de sermaye faktörü içerisinde alan sermaye kapsamında kabul edilir.

Sermaye faktörü içerisindeki nakit paraya finansal sermaye, üretim araç ve gereçlerine ise fiziksel sermaye adı verilir. Sebebini bir üst paragrafta açıkladım.

Sermayenin bir diğer ayrımı ise emek yani işgücü faktörünün bilgi ve becerileridir. Bu ayrıma beşeri sermaye ismi verilir. İşgücü faktörünün niteliği ne kadar artılırsa, beşeri sermaye de o ölçüde artış gösterecektir.

Sermaye faktörünün üretim sürecinden elde ettiği çıktıya faiz adı verilir.

Girişimci yani Müteşebbis (E)

Girişimci faktörü (Müteşebbis) bazı kaynaklarda Emek faktörü içerisinde yer alır yani dördüncü faktörü olarak yer verilmez. Ancak günümüzde artık yer vermemek doğru değildir. Çünkü yukarıda saydığımız tüm faktörleri bir araya getiren şey Girişimci faktörüdür. Girişimci, doğal kaynakları, emeği ve sermayeyi bir araya getirerek üretim yapar.

Bu faktör sadece gerçek kişi olmak zorunda değildir. Tüzel kişiler de girişimci faktörü içerisinde sayılır. Müteşebbis faktörü, E harfi ile kısaltılır.

Girişimci faktörünün üretim sürecinden elde ettiği çıktıya kar adı verilir.

Yazıyı sonlandırmadan önce bu faktörlerin üretim sürecine olan katkısını şöyle basit bir formül ile yazabiliriz;

Doğal Kaynak + Emek + Sermaye + Girşimci = Mal ve hizmet üretimi

veya

N + L + C + E = Mal ve hizmet üretimi

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ
Fırsat maliyeti (alternatif maliyet) nedir

Fırsat maliyeti (alternatif maliyet) nedir?


İktisat derslerinin en temel kavramlarından biri olan fırsat maliyeti yani alternatif maliyet kavramına gelin hep birlikte bakalım. Üretim olanakları eğrisi (üretim imkanları eğrisi, dönüşüm eğrisi, transformasyon eğrisi) ile birlikte anlaşılabilir hale gelen bu kavramlar dışarıdan bakıldığında oldukça karışık görünse de aslında son derece basit bir mantığa sahiptir.

Ekonominin temelinin kıt kaynaklara dayandığından daha önce bahsetmiştim. Dolayısıyla “hem o hem o” ekonominin mantığında yer almaz. Bir şey istemenin bedeli, bir başka şeyden vazgeçmektir. Fırsat maliyetinin en kısa tanımı “vazgeçmenin bedeli” olarak yapılır. Yapılan bir işin alternatif maliyeti, mevcut olarak yaptığın işi yapmayıp, diğer işi yapmaktır.

Fırsat maliyeti kavramı, üretim olanakları eğrisi kavramıyla uyum içindedir. O yüzden konuyu daha fazla karmaşık hale getirmeden üç temel örnek ile açıklayacağım.

Örnek 1: Nakit parası olan bir kişinin önünde sadece iki alternatif vardır. Ya o parayı tüketir ya da banka hesabına yatırarak tasarruf eder. Söz konusu nakit para, bankada vadeli hesapta durduğunda banka tarafından paranın sahibine faiz ödenir. Bu durumda kişi, parasını tüketmekten vazgeçerek faiz kazancı elde eder. Yani faiz, tüketimden vazgeçmenin bedeli olur. Çünkü kişi, parasını tüketmeyi tercih etseydi, faiz kazancı elde edemezdi. (Vazgeçilen alternatifin maliyeti)

Örnek 2: Üniversiteden yeni mezun olmuş birini düşünün. Bu kişinin önünde iki seçenek olsun. Seçeneklerden biri 1 yıl boyunca KPSS kursuna gitmek, diğeri ise özel sektörde bulduğu ilk işte çalışmak. Yeni mezun kişi 1 yıl boyunca KPSS kursuna giderse, işe girip çalışamayacak, dolayısıyla para kazanamayacak. KPSS kursuna giderek, işe girmeyip vazgeçtiği 1 yıllık gelir, KPSS kursuna gitmenin bedeli olur. (Vazgeçilen alternatifin maliyeti)

Örnek 3: Örneğe başlamadan önce belirtmek istediğim bir şey var. Bu örneği okurken lütfen aşağıdaki üretim olanakları (üretim imkanları) eğrisine göz atmayı ihmal etmeyin. Aşağıda üretim olanakları eğrisini, bir diğer adıyla dönüşüm eğrisini ve üçüncü adıyla transformasyon eğrisini görüyorsunuz.

Aşağıdaki üretim olanakları eğrisi bir tavuk çiftliğine ait. Tavuk çiftliği, hem elindeki tavuklardan yumurta üreterek satıyor hem de tavuk eti imal ederek satıyor. Tavuk çiftliğinde ne kadar çok tavuk olursa o kadar çok yumurta ve et üretebilir. Ancak et üretmek için tavukların kesilmesi gerekir. Tavuklar kesildiğinde ise yumurta üretimi azalır.

Söz konusu tavuk çiftliği yumurta üretmekten vazgeçerse daha çok et üretip satabilir. Et üretmekten vazgeçtiğinde ise daha çok yumurta üretebilir. Burada öyle bir denge yakalanmalıdır ki, tavuk çiftliğinin yumurta ve tavuk üretimi en ideal (optimal) noktada kalmalıdır.

Üretim imkanları, üretim olanakları eğrisi grafiği

Fırsat maliyeti (alternatif maliyet) grafiği

Grafikte görüldüğü üzere yumurta üretimi azaltıldıkça, et üretimi artmaktadır. A noktasında en yüksek yumurta üretim seviyesinde olan çiftlik, B noktasında optimum yumurta ve et üretim seviyesindedir. C noktasında ise yumurta üretimi en düşük, tavuk eti üretimi en yüksek düzeydedir.

Yumurta üretiminden vazgeçmenin bedeli daha çok tavuk eti üretimi iken, tavuk eti üretiminden vazgeçmenin bedeli daha çok yumurta üretimidir.

Kavramın kafa karıştırıcı olarak görülmesinin sebebi çok sayıda farklı eş anlamlı tanımı olmasıdır. Fırsat maliyeti kavramının bir diğer adı olan alternatif maliyet kavramı, üç farklı ismi olan ancak hepsi aynı eğriyi işaret eden tek bir kavramla daha anlaşılabilir olmaktadır. Bu üç farklı kavram sırasıyla üretim olanakları eğrisi, dönüşüm eğrisi ve transformasyon eğrisi tanımlamalarıdır. Hepsi aynı kavramı işaret eder.

Eğer vize veya final sınavına çalışırken bu yazıya denk gelen öğrenci arkadaşlar varsa onlara bir güzellik yapayım ve ufacık bir ek detaydan bahsedeyim. Devlet yani kamu harcamalarında fırsat maliyeti söz konusu olduğunda, kavramın başına “sosyal” kelimesi getirilir. Devletin yaptığı harcamalar tüm toplumu ilgilendirdiği için sosyal fırsat maliyeti, veya sosyal alternatif maliyet denir.

Bu farklılığın temel sebebi İngilizce çevirilerin yanlış yorumlanmasıdır. Dolayısıyla kaynaklarda bu tip farklılıklar görülür. Eğer yazının tamamını okuduysanız, tüm bu kavramların aslında son derece basit bir mantığa dayandığını siz de görmüşsünüzdür. Eğer sorularınız olursa yorum bölümünden yazmayı unutmayın.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

İktisatta kıtlık kanunu (kıt kaynaklar) nedir?


İktisatla ilgili hemen her konuda geçen kıtlık, kıt kaynaklar ve sınırsız ihtiyaçlar teriminin tam olarak ne olduğunu merak ediyorsanız doğru yerdesiniz. Nedir bu kıtlık denen şey?

Özellikle iktisat öğrencilerinin üniversitede defterlerine yazdığı ilk cümleyi çoğu kişi duymuştur. “İktisat, kıt kaynaklarla sınırsız ihtiyaçları karşılama bilimidir.” İşte bu tanım cümlesinde geçen kıt kaynakların yani kıtlık kanunun ne olduğunu sizler için kısaca özetleyeceğim.

Kıtlık terimi bir dengesizlik sonucunda ortaya çıkar. İnsanların ihtiyaçları sınırsızdır herhangi bir limiti yoktur. İktisatta yapılmak istenen temel şey, sonsuz ihtiyaçları eldeki sınırlı (belirli) kaynaklarla karşılamaya çalışmaktır. Yani aslında kıtlık ve kıt kaynakların kullanımı teorik bir temele dayanıyor olsa da günlük hayat ile kolayca benzetilebilir. Biraz önce bahsettiğim dengesizlik ise kıt kaynaklar ile sonsuz ihtiyaçları karşılama noktasında oluşur.

Bu zıtlığa kıtlık kanunu veya bir başka şekilde nedret kanunu adı verilir. Günümüzdeki güncel kitaplarda nedret kanunu terimi pek kullanılmaz. Ancak bilinmesinde fayda var.

Kıt kaynaklar nelerdir?

Kıt kaynaklar olarak bahsedilen şey ise ekonomideki dört temel kaynaktır. Üretim faktörleri olarak da bilinen bu meşhur dörtlü; toprak, emek, sermaye ve girişimcidir. Burada dikkat edilmesi gereken şey, bazı kaynaklarda girişimci faktörüne yer verilmemesidir. Müteşebbis olarak bilinen girişimci faktörünü bazı kitaplarda göremezsiniz. Üretim faktörleri konusuna daha sonra detaylı olarak değineceğim.

Üretim faktörlerinin tamamı kullanılsa bile dünya üzerindeki tüm insanların ihtiyaçlarını aynı anda karşılamak mümkün olmadığı için, ortaya bir kıtlık çıkar. Zaten temelde ekonomi biliminin ortaya çıkış sebebi de bu kıtlığa dayanmaktadır.

Şimdi son soruya geçelim. Hangi mallar kıt mallardır? Bir malın kıt olup olmadığına nasıl karar verilir? Bu sorunun cevabı son derece kolay. Bir bedeli, fiyatı olan her mal kıt maldır. Eğer bir mal için bedel ödenmiyorsa (örneğin hava) o mal ekonomi bilimi için kıt sayılmaz. Bedel ödenmeden elde edilen mallara serbest mal adı verilir. Serbest malların en bilinen örnekleri hava, güneş ışığı, deniz kumu, doğada bulunan su şeklindedir. Örneğin deniz kumu çeşitli işlemlerden geçirilip çimento üretimi için kullanıma hazır bir ara mamül haline getirilirse artık bir serbest mal olmaz, bedeli ödenmeye hazır bir kıt kaynak olur.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

Merhaba dünya kolayEkonomi.com yayında!


Gazeteler, televizyonlar, internet siteleri ve sosyal ağlarda her gün defalarca karşımıza çıkan ekonomi haberleri hakkında daha fazla yorum yapmak ister misiniz? Ekonomiyi daha kolay yoldan anlamak istiyorsanız, burada sizler için çok sayıda içerik bulabilirsiniz.

Her gün ekonomi dünyası hakkında bir yeni yazı sizleri burada bekliyor olacak. Günde sadece 5 dakika ayırarak ekonomi hakkında yeni şeyler öğrenmek için adresiniz kolayEkonomi.com olacak.

Ekonomi, borsa, para ve finans piyasaları hakkında eğitici, öğretici ve rehber tadındaki içerikler kolayekonomi.com adresini takipte kalın. Şimdilik hepsi bu kadar.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ