Aylık arşivler: Eylül 2017

İktisat okulları: Merkantilizm ve Merkantilist nedir?


Merkantilizm, Avrupa’da 16 ile 18.yy ortalarına kadar sürmüş, 300 yıl uygulanan bir iktisat politikasıdır. Merkantilizme inanan kişiler, devletin zenginleşmesini sağlamak için ekonomi politikalarına uygun yatırımlar yapar. Yani ülkede kıymetli olan maden girişini arttırmak ve stok yapmak, Merkantilizm görüşünün önemli akım önerileri arasında yer almaktadır.

Merkantilizm, arz yönüne ağırlık vermesinden kaynaklı iktisat alanında bugüne kadar geliştirilmiş en önemli teori olarak görülmektedir. Temsilcileri ise William Petty, Cantilion Jean Bodin ve Thomas Mun’dur. Merkantilizm, birçok farklı coğrafi alanda kendisini göstermiştir;

  • İngiliz Merkantilizmi – Tüccar eliyle sanayileşmeyi teşvik etmek amacıyla kullanılır.
  • Fransız Merkantilizmi – Koruyucu dış ticaret politikası uygulanır ve devlet sanayileşme yolunda adımlar atar.
  • Alman Merkantilizmi – Kamu maliyesi ve yönetimine ağırlık verilir, sanayileşme sağlanır.

Merkantilizm Düşüncesinin Temel Özellikleri

Şimdi sizler için Merkantilizm düşüncesinin temel özelliklerine değineceğiz. Dış ticareti arttırmak ve devlet hazinesini genişletmek amacıyla tercih edilen bu düşüncede;

  • Devlet, ekonomiye aktif olarak müdahale sağlar ve bu durumda dış ticaret fazlası vermeyi amaçlar. Böylelikle gümrük tarifelerinde belli bir kota söz konusudur.
  • Merkantilizm, dış ticarete önem veren bir düşüncedir. Dış ticaretle beraber daha fazla para ve altın getirildi.
  • Ülkelerin zenginliği tamamen dış ticaret fazlasına göreydi. Buna göre dış ticaretin artış göstermesi için ihracat ve ithalatın daha sık yapılması gerekiyordu.
  • Devletin Merkantilizm döneminde ki en büyük kaygısı, ödemeler dengesinin açık vermemesidir.
  • İhracatın, ithalattan daha iyi olduğunu savunan bir düşünceydi.
  • Dış ticaret fazlası vermek için mamul mal ithalatı yasaklanmıştı.
  • Merkantilizm düşüncesinde serveti değerli olan madenlere daha sık yönelmek söz konusuydu.
  • Nüfus artışını teşvik etmek amaçlanmıştı. Bu sayede gelirler artacak ve ihracat en üst seviyeye çıkacaktı.
  • Deniz ticareti ve taşımacılığına yoğun bir ilgi gösterilmekteydi.
  • Deniz aşırı yerlerde mülk edinmeyi makul bulmaktaydı.
  • Kamunun yatırım yapmasını makul bulurdu. Bu sayede geliri daha fazla arttırmak ve kamu yatırımları ile özel servetleri katlamak amaçlanırdı.

Merkantilizm ile beraber birçok ülke, döneminde ciddi kar marjı elde etmiştir. 300 yılı aşkın süredir Dünya genelinde uygulanmayan bir yöntem.

Merkantilizmin temel amacı nedir?

Merkantilizm düşüncesi kapsamında devlet ithalata kesin olarak karşıdır. Sadece hammadde ithal edilmesine müsade edilir. Temel amaç üretimin desteklenmesi ve en yüksek düzeyde kar elde edilerek ülkede altın biriktirmek amaçlanır.

İhracat yapılarak o dönemin en yaygın para birimi olan altın toplanmak istenir. Ülkeye altın getirecek her şey kabul edilir. Ülkeden altın çıkmasına sebep olacak her şey yasaklanır. İthalat kotalarının ve gümrük tarifelerinin bu dönemde görülmesinin temel sebebi budur.

Merkantilist düşünce altınla birlikte diğer değerli madenlere de önem verir. Altından sonra en popüler değerli maden gümüş olduğu için dönem dönem gümüş biriktirmek de merkantilizmi benimsemiş ülkelerin biriktirdiği madenlerden biri olmuştur.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

İktisat okullarından Fizyokratlar ve Fizyokrasi nedir?


İktisat okullarından en eskisi olan fizyokrasi 18.yy ortalarında Fransa’da ortaya çıkan iktisat ekolüne verilen isim Fizyokratlar olarak bilinmektedir. Öncülüğünü François Quesney ve Anne Robert Jacques Turgot gibi önemli düşünürler tarafından ortaya atılmış bir kavramdır. Gelir ve servetin tek kaynağının tarım olduğuna inanan bu düşünce, üretim faaliyeti ile beraber kişilerin daha fazla gelir elde etmesine ve güç kazanmasına olanak tanımaktadır.

Fizyokratlara göre gücün ve servetin tek kaynağı toprak ve toprağa bağlı üretimler yani tarımdır. Fizyokrasi altınla, parayla veya sanayi ile uğraşmaz. Mantığı son derece basittir. Güç insandan gelir. İnsan topraktan beslenir. İnsan sayısı ve toprak miktarı ne kadar fazla olursa, bir ülke o kadar güçlüdür der.

Tarımın bu özelliği ile beraber Fizyokratlar sanayi ve ticaret alanında verimsizlik olan, kullanıma dahil edilmiş daha fazla ürünün sağlanmadığına ilişkin bilimsel açıklamalar yapmıştır. Ayrıca Merkantilizm ile benzer düşünceler içerisinde olsa da, çelişkisinin daha yoğun olduğu da bilinmektedir. Merkantilistler milli servetin en önemli kaynağının ticaret ve altın birikimi olduğunu düşünmektedir. Fizyokratlar, ekonomik hayatta doğal düzenin varlığına inanmalarından dolayı mülkiyetin ve doğal düzenin korunma altında tutulması gerektiğine ilişkin bazı çalışmaları da öne çıkartmıştır. Toplumu dört farklı sınıfta ele almışlardır.

Fizyokratlara göre toplum 4 sınıftan oluşur

  • Verimli sınıf (tarım işçileri)
  • Mülk sahipleri
  • Verimsiz sınıf (tüccarlar)
  • Esnaf ve serbest meslek erbabı

İlk üç sınıf bağımsız olsa da, ekonomide aktif bir rol üstlenmektedir. Ekonomide faaliyetlerini sürdürebilme açısından yeteri kadar sermaye bulundurmaktadır. İşçi sınıfı ise bağımlı ve pasif olmakla beraber sınıf tasniflerinde ikinci derece bir rol oynamaktadır. Birçok düşünür, Fizyokratların günümüz dünyasında önemli adımlar attığını ve öncü düşünceler sunduğunu dile getirmektedir. Bu yüzden hala günümüzde uygulanması muhtemel olan Fizyokratlar düşüncesi, bazı kesimlerde ele alınmaktadır.

Fransızlar tarafından tasarlanmış olan bu düşünce yapısı, 18.yy’dan sonra bu topraklarda tekrar uygulanmamıştır. Fakat bazı küçük topluluklar, tekrardan geliri toprak verimliliği ile kazanabilmek açısından Fizyokratlar düşüncesine karşı yoğun araştırmalar gerçekleştirmektedir. Açlığın çok olmasına rağmen toprak verimliliği olan ülkeler, bu düşünceler ile beraber var olan düzenlerini tekrar yapılandırabilmekte ve bir gelir elde etme olanaklarına sahip olabilmektedir. Bu düşünce ile yola çıkan kişi ve topluluklar, Fizyokratlar sayesinde ekstra gelir elde etme ve aynı zamanda sermayelerin daha düzenli bir şekilde öne çıkmasına imkan tanımaktadır.

Kendi dönemi için yani 1700’lü yıllar düşünüldüğünde fizyokrasi son derece mantıklı görülmeli. Ancak sanayi devrimi sonrasında değişen dünya düzenine baktığımızda toprağa dayalı üretimin artık sadece gelişmemiş veya az gelişmiş ülkelerde yapıldığını, daha iyi durumdaki ülkelerin sanayi ve hizmet sektörüne önem verdiğini görüyoruz. Küreselleşme, fizyorasiyi bitirmiş gibi değerlendirebiliriz.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

Dünyanın en zengin 10 şirketi sıralaması (2017)


Dünyanın en zengin 10 şirketi sıralaması araştırması yapan kullanıcılar, öncelikli olarak bu listenin her yıl yenilendiğini bilmeli. Farklı sitelerde farklı listeler olmasının sebebi budur. Bu yazımızda sizlere 2017 yılı verileriyle en zengin 10 şirketi sıraladık. Şimdi sizler için 2017 yılı itibariyle listeye girmeyi başarmış şirketlerin kazançları ve piyasa değerlerinden bahsedeceğiz. Bu sayede konulara ilişkin fikir sahibi olabilecek ve aynı zamanda yatırımcıların hayat hikayelerine istinaden kısa bilgiler alabileceksiniz.

Listede banka, petrol ve sanayi şirketleri mevcut. Tabii ki herhangi bir Türk şirketi bu sıralamada mevcut değil. Ancak şirketlerin servetleri ve yönettikleri paranın hacmini görebilirsiniz.

ICBC / 3,1 Trilyon Dolar – Çinli firma 1984 yılında kurulmuş, daha sonrasında Banka ve Endüstriyel tasarım algısıyla dünyanın en önemli ve en çok kazanan firması konumuna ulaşmıştır.

China Construction Bank / 2,44 Trilyon Dolar – Listede yine bir Çinli marka yer alıyor. Çin’in dünya bazında en önemli markası olan China Construction Bank, bu kazancı ile listenin ikinci sırasında yer alıyor.

JP Morgan Chase / 2,43 Trilyon Dolar – Çin, yine listenin üçüncü sırasında! Bu kadar fazla nüfus düşünüldüğü zaman Dünyanın en zengin 10 şirketi arasında Çin markalarını görmek sürpriz değil!

Agricultural Bank of China / 2,40 Trilyon Dolar – Bir diğer Çinli banka Agricultural Bank of China, listeye yüksek serveti ile dördüncü sıradan giriş yaptı.

Bank of China / 2,29 Trilyon Dolar – Çin’in yükselen devi olan Bank of China, bu kazancı ile kısa sürede Dünyanın en zengin 10 şirketi arasında kendisine yer buldu.

Wells Fargo / 1,54 Trilyon Dolar – Wells Fargo, Amerikalı önemli bir banka. Dünya çapında hizmetler sunan bu banka, listenin 6. Sırasında yer almakta.

General Electric / 646 Milyar Dolar – General Electric, Amerika’da yer alan bir elektrik dağılım firması. Tesla tarafından kurulmuş ve hala günümüzde hizmet vermektedir.

Berkshire Hathaway / 493 Milyar Dolar – Berkshire Hathaway markası, yüksek cirolu serveti ile listenin 8. Sırasında!

PetroChina / 387 Milyar Dolar – Çin’in en önemli petrol şirketi olan PetroChina, aynı zamanda pek çok dünya ülkesinde hizmetlerine devam etmektedir.

Royal Dutch Shell / 357 Milyar Dolar – Royal Dutch Shell, Dünyaca ünlü Shell petrol zinciri şirketidir. Dünyanın en zengin 10 şirketi listesinde son sırada yer alıyor.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

Stagflasyon nedir?


Kavram olarak stagflasyon, ekonomide enflasyon ile gerilemenin aynı anda yaşanması durumunu ifade eder. Peki stagflasyon neden olur ve stagflasyon nasıl oluşur? Şimdi bu konunun derinliklerine girelim.

Stagflasyon, ekonomide oluşan durgunluk / şişkinlik anlamına gelmektedir. Ekonominin eksik istihdam ortamlarıyla karşı karşıya kalması ve potansiyel üretim seviyesinin altına düşmesi, genel fiyat seviyesinin yükseldiği durum olarak isimlendirilebilir. İktisatçılara göre Stagflasyonun nedeni, ekonomi politikasında yer alan başkan ve otoritelerin, işsizliği doğal işsizlik oranının daha altına çekmek için global olarak bu tip işlemleri öne çıkarttığı bilinmektedir. Stagflasyon ortamında ciddi bir çelişti söz konusudur. Hem fiyatlar yükselir hem de ülkedeki üretim azalmaktadır. Bir ekonominin başına gelebilecek en kötü senaryolardan biridir.

Stagflasyon nasıl önlenir?

Önemli teorisyen ve düşünür F. Von Hayek, enflasyona neden olan parasal genişlemeler ve faiz seviyesinin geçici olarak altına indirilmesi ile dengelerin sağlandığını dile getirmiştir. Faiz haddinde oluşan bu düşme, başlangıç aşamasında rantabl olmayan yatırım projelerini bu hale dönüştürmektedir. Bu sayede girişimciler, gelişmenin devamlı süreceğini düşünerek, marjinal projeleri ortaya çıkartmaya başlar. Faiz haddi normal seviyesine döndüğü zaman artık bu projeler ‘rantabl’ olmaktan çıkacaktır. Henüz tamamlanmamış veya inşa halinde olan projeler durur ve ilerlemez. Ayrıca iş için dahil olan personeller ve istihdam alanları da işlerini kaybetmektedir. Hayek, Stagflasyon nedeninin yanlış para politikası ve yine yanlış faiz haddinin yönlendirilmesiyle ilişkilendirmektedir. Marjinal yatırım projelerine kaynak tahsis edilerek, bu durumdan kurtulabileceği gerçeğini de ön plana çıkartmıştır.

Stagflasyon ortamında yatırım yapılır mı?

Gerileme dönemi olarak adlandırılan Stagflasyon, ekonomik döngülerin doğal bir parçası olarak kabul edilse de, gerileme anının 2 yıldan fazla sürmesi durumunda kriz oluşmasına neden olmaktadır. Kriz çıkan bir ülke veya toplumda ekonomi zayıflar ve normale dönene kadar bu kriz süreçleri devam eder. Kriz döneminde ise yatırımcılar, bu tip işlemleri kesinlikle uygulamaz!

Stagflasyon krizleri olduğu zaman yatırımlar genelde yavaşlamaktadır. Bu da ekonomik çöküşün devam etmesi durumunda yatırımcıların değerlerini tamamen kaybetmesine neden olmaktadır. Bu gibi durumlarda yatırımcılar, var olan yatırımlarını ülkeden çeker ve farklı alanlara transfer eder. Temel mal ve hizmetlere bağlı olan hisselerde, yatırımcılara kar getirmeye devam etmektedir.

Bu gibi unsurlar düşünüldüğü zaman Stagflasyon, aslen çok tehlikeli bir durumdur! Bu yüzden Stagflasyonun ön plana çıktığı ülkelerde yatırım yapmak hiçbir zaman mantıklı bir hareket olmayacaktır.

Yazıda sıkça enflasyondan bahsettim. Eğer enflasyon kavramını daha detaylı incelemek isterseniz Enflasyon nedir? başlıklı yazımı okumanızı tavsiye edebilirim.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

Türkiye’nin ilk bankası (Tarihçe)


Kullanıcıların büyük bir bölümü, Türkiye’nin ilk bankası konusunda yoğun araştırmalar yapmakta ve kuruluş hikayesini merak etmekte. Araştırmalarımız doğrultusunda sizler için hazırladığımız bu içerikte, Türkiye’de ki ilk kurumsal bankanın nasıl oluşturulduğu ve kim tarafından kurulup, halen günümüzde verdiği hizmetlerle alakalı birçok bilgilendirmeyi sizlere sunacağız. Burada ben Türkiye Cumhuriyeti yani Cumhuriyet Dönemi’nin ilk bankasından bahsedeceğim. Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki ilk bankadan daha sonraki bir yazımda tekrar bahsedeceğim.

Türkiye’nin ilk bankası, adından da anlaşılacağı üzere Türkiye İş Bankasıdır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1924 yılında İzmir İktisat Kongresinin hemen ardından kurulan İş Bankası, 2017 yılı itibariyle hala Türkiye’nin en önemli devlet bankası konumunda yer alıyor. İlk kurulan banka unvanını elinde barındırmasından dolayı aktif olarak 9 milyona yakın müşterisi bulunan Türkiye İş Bankası, aynı zamanda kullanıcılarına birçok hizmeti ve kolaylığı da sağlamaktadır.

Türkiye İş Bankası’nın Sunduğu Hizmetler!

Türkiye İş Bankası, Türkiye’nin ilk bankası olmasından dolayı kullanıcılarını memnun etmek ve daha köklü bir banka güvencesi altında yer alabilmek adına, bu alanda tüketicilere pek çok kolaylık sağlamaktadır. Bununla beraber;

  • Kredi kartları alarak, alışverişlerinizi internet veya normal bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.
  • Vadeli veya vadesiz hesap açabilir, bu sayede para biriktirebilir veya dilediğiniz gibi para transferlerini gerçekleştirebilirsiniz.
  • İhtiyaç, Konut, Araç, İşyeri kredisi gibi birçok alternatif kredi türüne ulaşabilme şansı söz konusudur.
  • Bireysel emeklilik programına dahil olarak, kendi emekliliğinizi kendiniz yaratabilirsiniz.

Ve çok daha fazla hizmeti sunan Türkiye’nin ilk bankası İş Bankası, sağladığı bu üst düzey hizmetlerle kısa sürede milyonlarca kişinin beğenisini toplamıştır. Dilediğiniz tüm banka işlemlerini düşük faiz oranları ile gerçekleştirmek ve Türkiye’de binlerce şubesi olan bir bankanın güvencesi altında yer almak bakımından, Türkiye iş Bankası tam da sizlere göre! Hemen bu konuda banka ile görüşebilir, ihtiyacınız olan bankacılık işlemlerini güvenilir bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.

Dünya genelinde bankalar ile kıyaslandığı zaman Türkiye İş Bankasının Avrupa ve diğer Dünya ülkelerinde de aktif olarak tercih edildiği bilinmektedir. Hem yurtdışı, hem de yurtiçinde dilediğiniz gibi kullanabileceğiniz ATM / kredi kartları ile beraber artık işlemlerinizi saniyeler içerisinde, avantajlarla gerçekleştirmek mümkün kılınmaktadır.

Bankacılık hakkında daha fazla şey merak ediyorsanız, Bankanın tarihçesi ve Dünyanın İlk Bankası başlıklı yazımı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ