Aylık arşivler: Ekim 2017

Dolar neden yükselir? Doların yükselme sebepleri nelerdir?


ABD’nin para birimi dolar neden yükselir? Bu soruya şu sıralar ülkedeki herkes yanıt arıyor. Gelin işin aslına birlikte bakalım. Doların yükselme sebepleri ve dolar neden yükselir başlıklı bu yazıda hem öğrenciler hem de meraklılar son derece faydalı bilgiler yer alıyor.

Öncelikle kabul etmemiz gereken iki önemli gerçek var. Bunlardan bir tanesi dolar, dünyanın para birimidir. Buna kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum. Bugün dünyanın herhangi bir ülkesinin en ücra köşesinde 100 dolarlık banknotu cebinizden çıkarıp birine gösterseniz, oldukça mutlu bir yüz ile karşılaşırsınız. Kabul etmemiz gereken ikinci gerçek ise Türkiye ekonomisinin dışa bağlı olduğudur. Petrol, otomobil, ilaç endüstrisi, sanayi malları, üretim araçları, tüketici elektroniği gibi aklınıza gelen en büyük hacimli sektörlerde ülkemiz ne yazık ki ithalata bağlıdır. Eğer bunları kabul ettiysek yazının ikinci bölümüne geçebiliriz. Son bir bilgi vermek istiyorum. Ben bu yazıyı dolar üzerinden yazıyorum ancak bir başka para birimi için de büyük ölçüde (FED ve politikaları hariç) aynı şeyler söz konusu olacaktır. Yani aslında döviz neden yükselir diye düşünerek de bu yazıyı okuyabilirsiniz.

Dolar neden yükselir?

Tapınak şövalyeleri, illüminatinin oyunları, orta doğudaki büyük resim gibi dikkat dağıtıcı argümanları dikkate almadığımı belirteyim. Halk arasında sıkça duyabileceğiniz bu iddiaları benim blog yazılarımda göremezsiniz. Ben her zaman konunun akademik tarafıyla ilgilenirim.

İktisattaki temel arz-talep dengesini hatırlayacağım. Bir şeye olan talep yani ilgi çoksa, o şeyin fiyatı yükselir. Tüketim mallarında olduğu gibi dolarda da aslında durum bundan ibaret. Dolar yükseliyor ise bilin ki insanlar dolara daha çok sahip olmak istiyordur. İnsanlar daha fazla dolar alırsa, ortada alınacak olan dolar azalır ve doların fiyatı yükselmeye başlar. Eğer bir ülkede insanların satın alarak azaltamayacağı kadar dolar varsa (yani insanlar dolar aldıkça, ülkeye daha fazla dolar giriyorsa) işte o zaman doların fiyatı yükselmez. Ülkeye giren dolar miktarına göre sabit kalabilir, ufak dalgalanmalar yaşar hatta belki doların kuru düşer, yani dolar yükselmez.

Ülkeye giren dolar miktarı

Ülkeye giren döviz miktarı konusuna değinmeden olmaz. Bir ülkeye döviz girmesinin sadece ama sadece üç yolu vardır. Bunlar sırası önemli olmaksızın şu şekildedir:

  1. Yatırım (Uluslararası yatırım)
  2. Turizm (Yabancı turist gelmesi)
  3. İhracat (Mallarının ihracatı ile elde edilen gelir)

Eğer bu üç ana başlık ülke için iyi durumdaysa korkmayın o ülkede dolar yükselmez adeta yerlerde sürünür. Peki tek etken bu mudur? Hayır elbette değil. Bu üç ana başlık kendi içinde daha detaylı alt başlıklara sahiptir. Genel hatları ile bu konuya değinelim. Şimdi örnek olarak Türkiye’yi ele alalım. Ve farz edelim ki Türkiye’de dolar yüksek olsun. Mesela 1 ABD Dolarının karşılığı 4 Türk Lirası olsun. Ve doların yükselme sebepleri konusunu alt başlıklar halinde inceleyelim.

Doların yükselme sebepleri – Yatırım ilişkisi

Burada sözü edilen yatırım kavramı, elbette ki uluslararası yatırımdır. Yani yabancı sermayenin, Türkiye’ye kendi parasını sokması ve çeşitli yatırımlar yapmasıdır. Yabancı sermaye, bir başka ülkeye yatırım yapacaksa o ülkede belli başlı şeyler arar. Bunlardan en önemlisi siyasi istikrardır. Eğer ülkede siyasi karışıklık varsa, ülkenin halkı mutsuz ise, ülkenin refah seviyesi kötüye gidiyorsa, ülkedeki ekonomik düzenlemeler hukuka uygun şekilde ise, vergi oranları çok yüksek değilse yabancı sermaye o ülkeye parasını sokar.

Çünkü bilir ki eğer işler ters giderse, hukuk sistemine güvenir, siyasi otoritelere ve hükümete güvenir ve haklarının korunacağını bilir. Ancak yukarıda saydığım göstergeler iyi durumda değilse, yeni yabancı sermayeyi bırakın, ülkeye daha önceden gelen yabancı sermaye bile pılını pırtını toplayıp o ülkeden kaçar, daha fazla güvendiği, riskin daha az olduğu ülkelere yatırım yapar. Yani ne olur? Ülkeden dolar çıkar, ülkedeki dolar miktarı azalır.

Yabancı sermayeyi etkileyen bir diğer önemli unsur elbette ki ABD’de merkez bankası rolü üstlenen FED’in faiz oranlarıdır. Eğer FED faiz oranları yüksek ise, yabancı yatırımcı parasını FED’e götürür. Çünkü FED’in faizi yüksektir ve hiçbir şey yapmasa bile parası değer kazanacak, paradan para kazanabilecektir. Eğer FED’in faiz oranı düşükse, yatırımcı parasını FED’den alır yani ABD’den çıkarır ve başka ülkelerdeki fırsatları kovalar. FED hakkında daha detaylı bilgiler için buradaki yazımı okuyabilirsiniz.

Doların yükselme sebepleri – Turizm ilişkisi

Ülkeye dolar girmesinin kaynaklarından bir diğeri ise turizmdir. Turizm sektörünün “bacasız sanayi” olarak adlandırılmasının sebebini şimdi daha iyi anlıyor olabilirsiniz. Peki turist neden bir başka ülkeyi ziyaret eder? Elbette ki tatil yapmak için. Peki siz, güvenmediğiniz bir ülkeye tatil yapmaya gider misiniz? Terör tehlikesi olan bir ülkede ailenizle birkaç hafta geçirmek ister miydiniz?

Turist, yatırımcı gibidir. Güven arar, huzur arar, can güvenliği arar. Terörün olduğu ülkede turist olmaz. Terör tehlikesi ne kadar artarsa ülkeye gelen turist sayısı da o ölçüde azalacaktır.

Ülkemizden bahsedecek olursak, 2015 yılında Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısı 36.2 milyon. Yani neredeyse ülkemizin nüfusunun yarısı kadar daha insan yıl içerisinde ülkemizi ziyaret etmiş, ülkemizde para harcamış ve turizm gelirlerine katkı sağlamış. 2016 yılında ise bu rakam 25.3 milyona gerilemiş. Yani turist sayısı azalmış.

Gelen her turist sizce kaç yüz dolar harcıyordur? Yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’ye tatil amacıyla gelen bir turist, bir günde en az 150 ABD Doları harcıyor. 2015 yılında turizm gelirimiz 35 milyar ABD Doları. Yani Koç Holding’in piyasa değerinin tam 3.5-4 katı. Koç Holding, Türkiye’nin en değerli özel şirketi.

Doların yükselme sebepleri – İhracat ilişkisi

Bu çok ama çok daha detaylı bir konu. Elimden geldiğince açıklayıcı olmak için konuyu basite indirgiyorum.

İhracat, ülke içerisinde üretilen malların dış ülkelere satılmasıdır. Bu satış, ülkeye dolar girmesi (döviz) anlamına gelir. Yani ülkedeki dolar miktarını artırır. Ne kadar çok ihracat yapılırsa, o kadar çok dolar sahibi oluruz. Ancak dışarıdan aldığımız mallara verdiğimiz dolarların, ülkemize giren dolar miktarından az olması gerekir ki, elimizde dolar kalsın. İşte ithalat-ihracat dengesi (Makro Ekonomi dersindeki (X-M)) budur.

Türkiye’de durum nasıl? Türkiye’de ihracat, her zaman ithalattan daha azdır. Yani bizim ülkemiz son 60-70 yıldır her yıl dışarıya sattığı maldan daha fazla mal satın almıştır. Bu ne demek oluyor? Her yıl biz kazandığımız dolardan daha fazlasını harcadık.

Bunun sebepleri var elbette. Dışarıya hammadde satışı ancak dışardan katma değeri yüksek mal satın alınması, sanayi tipi ürünler alıp daha çok tarım ve tekstil ürünleri satmamız, rekabet gücümüzün düşük olması, ithalata bağlı ihracat yapıyor olmamız şeklinde. Bu konudan tez yazılabilir o yüzden burada durmak zorundayım.

Özet olarak

  • Ülkedeki dolar talebinin, dolar miktarından fazla olması, doların yükselme sebeplerinin başında gelir.
  • Yabancı yatırımcının ülkeye gelmemesi, mevcut yatırımcının ülkeden çıkması doları yükseltir.
  • İthalat doların yükselmesinde çok önemli bir etkendir.
  • Siyasi sorunlar, bürokratik krizler doların yükselmesine sebep olur.
  • Turizm gelirlerinin düşmesi doları yükseltir.
  • Dışa bağımlı ekonomiye sahip ülkelerde dolar kuru daima istikrarsızdır.
  • Sanayi ürünleri ihraç etmeyen ülkelerde dolar kuru sorunu daima görülür.
PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

Dropshipping nedir? Dropshipping nasıl yapılır?


Son dönemlerde ülkemizde popüler hale gelmeye başlayan dropshipping konusuna değinmek istedim. dropshipping nedir ve dropshipping nasıl yapılır sorularına cevap vereceğim bu yazımı faydalı bulacağınıza son derece eminim.

İlk olarak kelime anlamından başlayalım. Dropshipping kelimesinin direkt olarak bir Türkçe karşılığı yok. Ancak stoksuz e-ticaret şeklinde bir benzetme ile çevirebiliriz. Ne demek olduğunu öyle bir anlatacağım ki, bu yazıyı okuduktan sonra dropshipping hakkındaki tüm sorularınıza yanıt vereceğim. Bu yazıyı bir sohbet formatında yazacağım. Dropshipping hakkında en çok merak edilen soruları aşağıda sizin yerinize sordum. Eğer aklınızdaki soru işaretlerini bu yazıda bulamazsanız, yorum bölümünde yazarak benden cevap alabilirsiniz.

Dropshipping nedir?

Dropshipping, aslında iktisat literatüründe yer almaz ancak son 10 yılda popüler olmaya başlayan yeni bir sektördür. Dolayısıyla gündelik hayatın içine girmeyi başarmış, ancak henüz kitaplarda kendine yer bulamamıştır. Dünya genelinde dropshipping ile para kazanan belki bir milyon insan vardır.

Stoksuz e-ticaret dedim peki bu ne demek? Dropshipping, internet sayesinde mümkün olan bir ticaret türüdür. Mal tedarikçisi yani arz internetten bulunabiliyor ve internet üzerinden satış yapıyorsa, malı almak isteyenler yani malın talebi internet üzerinde varsa,  üstüne birde arz ve talep farklı ülkelerde ise, bu ikiliyi bir araya getirip aradan komisyon almaya dropshipping ile stoksuz e-ticaret denir. Satıcı Çin’de, siz Türkiye’de alıcı ise dünyanın herhangi bir yerinde olabilir. Uluslararası bir ticaret söz konusudur. Ancak elbette ki Türkiye’de alıcı bulursanız, yine dropshipping yapılabilir.

Dropshipping ile önceden mal alınıp bekletilmez, gümrük mevzuatları ile uğraşılmaz, şirket kurmaya gerek kalmaz (en azından başlangıç aşamasında), dünyanın herhangi bir yerinde olsanız dahi internet bağlantısına sahipseniz çalışabilirsiniz. Bu gibi özellikleri sebebiyle dropshipping bir pasif gelir türüdür. Pasif gelir örneği verirken dropshipping bu tanıma son derece uymaktadır.

Dropshipping nasıl yapılır?

Farklı ülkelerdeki satıcıyı ve alıcıyı buluşturma işlemine dropshipping yapmak denir dedik. Peki bu nasıl olacak? Elbette ki internet ile. Dropshipping yaklaşık 9-10 yıllık bir geçmişe sahip. Son 1-2 yıl içerisinde ise işler oldukça kolaylaştı.

Son günlerde popüler olan dropshipping yöntemi şu, Shopify isimli e-ticaret servisi ile ABD’ye yönelik bir e-ticaret sitesi açılır, AliExpress’ten ürünler bu yeni e-ticaret sitesine yerleştirilir ve reklam yapılmaya başlanır. ABD’li alıcı, sizin e-ticaret sitenizden malı alır, ödeme yapar. Siz ise aslında stoğunu tutmadığınız ürünü AliExpress’ten satın alır ve alıcı adresi olarak ABD’li alıcının adresini girersiniz. Mal hiç size uğramadan ABD’ye gider. Peki dropshipping ile ne kadar kazandık? İlgili malı kendi sitenizde 5 kuruşa sattığınızı varsayalım. Yani ABD’li alıcı size 5 kuruş ödedi ve malını bekliyor. Siz ise o mal için AliExpress’e 3 kuruş ödeyip, aradaki 2 kuruşu cebinize koyarsınız.

Ben nasıl dropshipping yaptım?

Şimdi burada kendimden bir örnek vereceğim. 2012-2013 yıllarında tablet bilgisayar sektörüne olan talep çok yüksekti. Henüz teknoloji mağazalarında sadece büyük markaların tabletleri vardı. Ben ise AliExpress üzerinden tablet bilgisayar getirerek Türkiye’ye sattım. Satışımı ilan sitelerine ilan vererek ve YouTube’a tabletlerin inceleme videolarını yükleyerek yapıyordum. O dönemde hazır e-ticaret siteleri bu kadar popüler değildi.

Müşteri beni buluyor, ödemesini yapıyor ve 20-25 gün kadar tableti bekliyordu. Eğer olurda süre uzarsa, tabletle birlikte yanında birde kılıf, dokunmatik kalem, araç şarjı gibi hediyeler veriyordum. Bunu olayın basitliğini görmeniz açısından yazdım. Çünkü birazdan bahsedeceğim konular çok can sıkıcı.

Dropshipping eğitimi satın almak mantıklı mı?

Şimdi geldik dananın kuyruğunun koptuğu yere. Orada burada dropshipping eğitimleri satıldığını görüyorum. Tıpkı bir saadet zinciri gibi insanlar altı boş iddialarla kandırılıyor. Eğitime para vermeye asla karşı bir insan değilim. Ama abartılmış vaadleri olan eğitimlere para vermenizi önermiyorum. Peki neden?

İnternet üzerinden kendi e-ticaret sitenizi açarak dropshipping yapmak için bilmeniz gereken çok fazla şey var. Her şeyden önce bir internet sitesi kurmak ve kurulum sonrasındaki teknik sorunları çözebilme konusunda bilgisi olmalısınız. İnternet sitenize ürün eklemeniz gerek ve ürün görsellerini düzenleyecek kadar görsel düzenleme yazılımlarına hakim olmalısınız, İngilizce düzeyiniz kötü olmamalı. Açacağınız internet sitesini insanların görebilmesi için reklam çalışmaları yapmalı veya arama motoru optimizasyonu yaptırmanız gerek. Bunlar az önce bahsettiğim konulardan çok daha farklı bilgi birikimi gerektiren detaylar.

Eğitimler sizlere yukarıda bahsettiğim şeylerden bahsetmiyor. Eğitimlerin tek bir iddiası var. “Bana 200$ öde, ben de sana dropshipping nasıl yapılır onu öğreteyim!” şeklinde çok yüzeysel kalınıyor. Bu sebeple ben dropshipping eğitimlerine para kaptırmanızı, o boş vaadlere inanmanızı tavsiye etmiyorum. Bir sonraki başlıkta ne demek istediğimi çok daha iyi anlayabilirsiniz.

İnternetten para kazanma yöntemleri arasında dropshipping

İnternetten para kazanma konulu yazıların içinde artık sıkça dropshipping görüyoruz. Ve görmeye devam edeceğiz. Bundan 1-2 yıl sonra çiğ köfteci gibi her yer dropshipping eğitimi satan adamla dolacak. O yüzden ben uyarımı baştan yapayım. Lütfen dikkat okuyun.

“Emek olmadan yemek olmaz!” bu sözü nereye bağlayacağımı tahmin etmişsinizdir. İnternetten para kazanmak ve dropshipping konuları sürekli olarak “yatarak para kazanın, uyurken para kazanın, siz yatın paralarda hesabınıza yatsın” şeklinde insanlara aktarılıyor. Ama size garanti ederim ki dropshipping böyle bir para kazanma alanı değil. Çok olağanüstü durumlar olabilir elbette. Ama istisnalar kaideyi bozmaz. Bir internet sitesiyle ilgilenmek, ürün aramak, ürünü pazarlamak, satış ve kargo sürecini takip etmek, iadelerle ilgilenmek gibi konuları bir düşünün. Sizce gerçekten dropshipping ile yatarak para kazanmak mümkün mü?

Türkiye’de dropshipping yapmak mantıklı mı?

Aklınıza Türkiye’de dropshipping yapılır mı sorusu gelebilir. Bu konuda içiniz rahat olsun. Türkiye’de dropshipping yapmanın diğer ülkelere kıyasla herhangi bir olumsuz tarafı yok. En büyük olumsuzluk PayPal’ın ülkemizde kapatılmış olması. Uluslararası para transferi konusunda PayPal gerçekten büyük bir kolaylıktı. Ancak bunu aşmanın yolları var. Yani Türkiye’den dropshipping yapmanız son derece makul. Ancak dropshipping ile Türkiye’deki alıcılara mal satmanızı önermem. Bunun sebebi ise döviz kuru. Diğer ülkelere satarsanız, daha çok para kazanırsınız.

Dropshipping yapmanın avantajlar (artıları, olumlu yönleri)

  • Bilgisayarınızın ve internetinizin olduğu her yerde çalışabilirsiniz. “Home Office” olarak tanımlayabileceğiniz bir işiniz olur.
  • Döviz üzerinden yani Dolar veya Euro ile para kazanırsınız. Bu çoğu durumda bir avantajdır. Özellikle döviz kuru yüksekken kazancınız katlanır.
  • Uluslararası ticaret yapmış olursanız.
  • Ufak bir miktar sermaye yeterli olacaktır.
  • İkinci bir iş olarak yapılabilir.

Dropshipping yapmanın dezavantajları (eksileri, olumsuz yönleri)

  • ABD ve Çin ile aramızda saat farkı olduğu için çalışmanız gereken saatler Türkiye ile biraz ters düşebilir.
  • Kargo süreleri uzundur bu zaman zaman müşterinin vazgeçmesine sebep olabilir.
  • İade süreci yine kargo süresine bağlı olarak çok uzun sürer.
  • Sermayesiz yapılamaz.
  • ABD’den Türkiye’ye para transferi maliyetlidir o yüzden istediğiniz her an para çekemez, paranızı biriktirip çekmek zorunda kalırsınız.
  • İngilizce seviyeniz iyi değilse iletişim problemleri yaşarsınız.
PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

Para biriktirme yöntemleri! Para nasıl birikir?


Para biriktirmek hemen herkesin hayalidir. Ancak çok az kişi para biriktirme yöntemleri hakkında bilgi sahibidir. Bu yazımda para biriktirme yolları hakkında kendi tecrübelerimden yola çıkarak bazı taktikler vermek istiyorum.

Uğruna yazılan şarkılar, çekilen filmler ve kitaplar olsa da çoğu kişiden şöyle sözler duyabilirsiniz; “para benim için önemli değil, parayı düşünmeye gerek yok, bu kadar gelirle para mı biriktirilir, doğru düzgün bir işim olunca para biriktiririm”. Bu tip sözlere kulak asmadan çok basit adımlarla para biriktirmek mümkün. Kendim de uyguladığım yöntemleri sizlerle paylaşacağım. Umarım bu yöntemlere uyar ve siz de birikim yapabilirsiniz.

Bu yöntemlerden bazılarını hatta belki de hepsini biliyor olabilirsiniz. Ancak unutmayın, elinizde bir harita varken ilerlemek her zaman daha kolaydır.

Hepsi olmasa da çoğunu kendim de uyguladığım para biriktirme yöntemlerini sizlerle paylaştım. Para biriktirme önerileri konusunda sizin de söylemek istedikleriniz varsa yorum olarak yazabilirsiniz.

Harcamalarınızı not alın!

Ne alakası var? Dediğinizi duyar gibiyim. Ancak bu bir şaka değil. Yaptığınız her harcamayı, tutarı ne olursa olsun kayıt altında tutun. İsterseniz bilgisayarınızda bir Excel dokümanı açarak, isterseniz telefonunuza not alarak. Ama bunu kesinlikle yapın.

Bir akıllı telefon kullanıyorsanız, uygulama marketine “Cüzdan” veya “Wallet” yazarak bu tip uygulamalar rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Kağıt kalemle aranız iyiyse, defter veya ajanda taşımak gibi bir alışkanlığınız varsa o şekilde de not alabilirsiniz. Peki bunun ne faydası var?

Ay içerisinde 30 gün boyunca yapacağınız tüm harcamaları not ederseniz, ayın sonunda neye ne kadar para harcadığınızı görebilirsiniz. Bu sayede gelir-gider dengesini çok daha rahat bir şekilde kurabilirsiniz. Gün içerisinde bize çok küçük gibi görünen harcamalara toplu şekilde bakmak, olayın ciddiyetini ortaya koyacaktır.

Kalanı biriktirmeyin, kalanı harcayın!

Başlık karmaşık oldu ancak oldukça basit. Her ay elinize geçen parayla tüm ihtiyaçlarınızı giderip kalan parayı biriktirmeye kalkmayın. Eğer böyle yaparsanız bu işin ruhunu bozarsanız. Unutmayın para biriktirmenin büyüsü düzenli olmasıdır.

Önce biriktirmek istediğiniz miktarı kenara koyun, elinizde kalan miktarla geçinmeye çalışın. Yani önceliğiniz birikiminiz olsun. Eğer olurda zor durumda kalırsanız zaten kenarda paranız olacak. Bunun rahatlığı ile kendinizi alıştırın.

Bozuk paraları küçümsemeyin!

Lisede bir arkadaşımdan öğrendiğim ilginç bir para biriktirme taktiğini de eklemek istiyorum. Taktiğimiz şu, her akşam eve geldiğinizde 1 TL’den küçük tüm bozuk paralarınızı kumbaraya atın. Bu öyle bir alışkanlık olsun ki, ceplerinizi boşaltırken bunu yapmaya alışın. Hatta ev ahalisine de bundan bahsedin.

Aradan 1-2 yıl geçtikten sonra kumbarada biriken paraya inanamayacaksınız. İlk duyduğumda hiç inanmamıştım ama bunu yapmaya başladıktan 1.5 yıl sonra kumbaraya tek elimle kaldıramadım. Ben bu alışkanlığı kazandıktan sonra biriken paramla kendime uçak bileti alıp artan kısmıyla kendime güzel bir yemek ısmarlamıştım.

Çeyrek altının gücüne inanın!

Para nihayetinde değerini kaybeden bir birim. O sebeple altın gibi diğer araçlara yönelebilirsiniz. Çeyrek altını öne çıkarmamın sebebi ise hemen herkesin ayda bir çeyrek altın alacak kadar geliri vardır diye düşünüyorum. Eğer yapabilirseniz, her ay bir çeyrek altın alın. Eğer evde altın tutmak istemiyorsanız, bankada altın hesabı açın. Böylece paranız hem altına göre değerini korur hem de bankaların altın hesaplarına sunduğu diğer ayrıcalıklardan yararlanabilirsiniz.

Bir akrabam, 20 yaşında işe girdikten sonra emekli olana kadar her ay bir çeyrek altın alıp kenara koymuş. Şu an bu akrabam 60 yaşında ve bundan 5 sene önce emekli oldu. Emekli olduktan sonra ise kenara koyduğu çeyrek altınlarla kendine ev aldı. Düşünebiliyor musunuz tam 35 sene boyunca her ay bir çeyrek altın almış. Aklınıza yattı değil mi?

Alışveriş yaparken bu hatalara düşmeyin!

Alışverişle ilgili şöyle bir taktik var, yaz sezonunda kışlık, kış sezonunda ise yazlık kıyafet alışverişi yapın. Bu sayede sezon kazığını yememiş olursunuz. Yazın basit bir t-shirt kıyafeti 35-40 TL’ye satan dev markalar, kış sezonuna girerken aynı malı 15-20 TL’ye satıyor.

Gıda alışverişi yaparken söyleyeceğim en önemli şey, alışveriş listesi ile markete gitmeniz gerektiği. Eğer elinizde bir alışveriş listesi olmazsa, ihtiyacınız olmayan şeyleri alıp geri dönebilirsiniz. Hatta bazı insanlar markete aç şekilde gidilmemesi gerektiğini de söyler.

Kredi kartı kullanmayın!

Para biriktirmek isteyenlere en önemli tavsiyelerimden biri kredi kartı kullanmayın veya kredi kartı kullanımını en aza indirin. Tamam hemen kızmayın. Biliyorum kredi kartı artık çok önemli. İnternet alışverişleri, taksitli alışverişler ve daha az nakit para taşımak gibi avantajları var. Ama kredi kartının artısından çok eksisi var. Özellikle de para biriktirmek isteyen kişiler için durum böyle.

Nakit harcamaya alışmanız lazım. Kredi kartı taşıyın, zor durumlar için kesinlikle çok faydalı olacaktır. Ancak cebinizde nakit para varken kredi kartı kullanmayın. Tutarı az olan bir market alışverişinde bozuk para taşımamak, cebindeki parayı bozmak istemediği için kredi kartı kullanan insanlar tanıyorum. Böyle olmamalısınız.

Kredi kartı, sunduğu avantajlar ile insanları para harcamaya teşvik etmektedir. Daha az kredi kartı kullanırsanız, daha az para harcarsınız. İnanmıyorsanız deneyin, denemesi bedava.

Yeni bir banka hesabı açın!

Zaten aktif olarak kullandığınız bir banka hesabınızın olduğunu varsayıyorum. Para biriktirmek için bir başka banka hesabına ihtiyacımız var. Peki neden? Çünkü birikimimizi bu hesapta yapacağız. Aktif olarak kullandığınız banka hesabınızı yine normal şekilde kullanmaya devam edin. Ancak hesap kartını her zaman yanınızda taşımayacağınız, hesabı açtıktan sonra unutacağınız bir banka hesabınız olmalı.

Her ay o hesaba düzenli olarak para yollayacaksınız. Hatta bunu otomatik şekilde tanımlamanız işinizi kolaylaştırabilirsiniz. Bütçenize göre 100 TL, 150 TL miktarı çok önemli değil, yeter ki düzenli olsun.

Günlük vadeli hesap ile para biriktirmeyi kolaylaştırın!

Günümüzde bankalar müşteri kazanmak için dikkat çekici faiz oranları sunuyor. Üstelik yeni müşterilerden yıllık hesap ücreti de alınmıyor. QNB Finansbank Enpara, ING Bank E-Turuncu hesap gibi günlük vadeli hesap seçenekleri ile paranız her gün değer kazanabilir. Üstelik istediğiniz anca para çekebilirsiniz bu sayede vade bozulma derdi olmaz. Peki bunun önemi nedir?

Bir önceki maddede yeni bir banka hesabı açın ve unutun demiştim. İşte o açacağınız hesap vadeli bir hesap olursa, o hesaba birikim amacıyla yolladığınız paralara faiz geliri de eklenecektir. Belirli bir birikim miktarından sonra ayda ekstra 100-150 TL daha para kazanmak hoşunuza gitmez mi?

Alışkanlıklarınızı sorgulayın!

Dışarıda gereğinden fazla yemek yemek, alkol ve sigara gibi hem sağlığınıza hem de cebinize zararlı tüketim alışkanlıkları, iddia kuponlarına yatırılan paralar, bir bardak kahveye 12 TL vermek gibi alışkanlıklarınız varsa bunları gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Normalde bu konuda bana laf etmek düşmez. Ancak bu yazıyı okuyorsanız, para biriktirmek istiyorsunuz demektir. Para biriktirmek istiyorsanız, benim düşüncem tam olarak bu.

Bağımlılık yapan sağlığa zararlı madde kullanımı (alkol ve tütün ürünlerinden bahsediyorum), ülkemizde ne yazık ki çok yüksek. Bu tüketim alışkanlığına sahipseniz, acilen bırakmanızda fayda var. Hem sağlığınızdan hem de paranızdan olmak yerine, oraya ayırdığınız bütçe ile birikiminizi katlayabilirsiniz.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

Dünyanın en zengin kişileri (2017)


Dünyanın en zengin 10 insanı listesi her yıl güncellense de dünyanın en zengin kişileri son yıllarda oldukça durağan bir hale geldi. 2017 yılı verilerine göre dünyanın en zengin insanları listesini bu yazımızda bulabilirsiniz.

Listedeki ilk 10 kişiyi resimleri ile birlikte görebilirsiniz. Sonraki kişiler ise daha yüzeysel bilgiler ile yazıldı. Herkesi tek tek yazmak çok uzun süreceğinden ilk 10 zenginden sonra böyle bir sıralama şeklini uygun gördük.

Listeye girmeyi başaran kişilerin nereli oldukları, kişisel server miktarları ve şirket bilgilerini aşağıda bulabilirsiniz.

Bill Gates

Microsoft’un sahibi olan Bill Gates 61 yaşında Amerikalı. Kişisel serveti 86 milyar dolar değerinde.

Warren Buffet

87 yaşındaki Warren Buffet 75 milyar dolar kişisel servete sahip. Amerikalı iş adamı Berkshire Hathaway’in sahibi.

Jeff Bezos

72 milyar dolar kişisel servete sahip olan Jeff Bezos henüz 53 yaşında olmasıyla dikkat çekiyor. Bezos, Amazon.com’un sahibi. Amerikalı girişimci, internetten alışverişin lideri konumunda.

Amancio Ortega

İspanyol iş adamı tekstil sektöründe faaliyet gösteren Zara markasının sahibi. 81 yaşındaki iş adamının kişisel serveti 71 milyar dolar seviyesinde.

Mark Zuckerberg

Dünyanın en zengin insanları listesindeki en genç isim olan Zuckerberg, Facebook’un sahibi. 56 milyar dolar servetiyle dikkat çeken Amerikalı girişimci geleceğin Bill Gates’i olarak görülüyor.

Carlos Slim Helu

54 milyar dolar servete sahip olan Carlos Slim Helo, Meksika’da telekomünikasyon şirketi sahibi. 77 yaşındaki iş adamı daha önce de sıkça gündeme gelmişti.

Larry Ellison

52 milyar dolarlık servete sahip olan Ellison, 73 yaşında ve Amerikalı. Sahip olduğu Oracle isimli yazılım şirketi ile dikkat çeken iş adamı dünyanın en zengin insanları sıralamasında yedinci sırada.

Charles Koch

48 milyar dolar servete sahip olan Charles Kock, Diversified isimli Amerikalı telekomünikasyon şirketinin sahibi. 81 yaşındaki Koch, bu listede erkek kardeşi ile yer almasıyla öne çıkıyor.

David Koch

Charles Koch’un erkek kardeşi olan David Koch, Diversified isimli şirketin ortağı. Kişisel serveti 48 milyar dolar seviyesinde. Amerikalı kardeşler bu listede peş peşe yer alıyor. David Koch ise 77 yaşında.

Michael Bloomberg

47 milyar dolar servete 75 yaşında ulaşan Michael Bloomberg, Amerikalı meşhur medya kanalı Bloomberg LP’nin sahibi.

Listedeki diğer 15 kişi ile aşağıdaki gibi. Sırasıyla isimleri, kişisel servet miktarları, şirketleri ve ülkeleri aşağıda yer almaktadır.

  1. Bernard Arnault – 41 milyar dolar – LVMH – Fransa
  2. Larry Page – 40 milyar dolar – Google – ABD
  3. Sergey Brin – 39 milyar dolar – Google – ABD
  4. Liliane Bettencourt – 39 milyar dolar – L’Oreal – Fransa
  5. S. Robson Walton – 34 milyar dolar – Wal-Mart – ABD
  6. Jim Walton – 34 milyar dolar – Wal-Mart – ABD
  7. Alice Walton – 33 milyar dolar – Wal-Mart – ABD
  8. Wang Jianlin – 31 milyar dolar – Real Estate – Çin
  9. Li Ka-shing – 31 milyar dolar – Diversified – Hong Kong
  10. Sheldon Adelson – 30 milyar dolar – Casino – ABD
  11. Steve Ballmer – 30 milyar dolar – Microsoft – ABD
  12. Jorge Paulo Lemann – 29 milyar dolar – Beer – Brezilya
  13. Jack Ma – 28 milyar dolar – Alibaba – Çin
  14. Beate Hesiter & Karl Albrecht Jr. – 27 milyar dolar – Süper Market – Almanya
  15. David Thomson – 27 milyar dolar – Medya – Kanada
PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

Kredi notu neden düşer? Kredi notum neden düşük?


Kredi çekmek isteyen her vatandaşın karşılaştığı kredi notu kavramlarından kredi notu neden düşer konusunu ele alacağım. Kredi notu düşmesi kredi çekmek isteyen herkesin korkulu rüyası. Peki bu neden oluyor? Siz de kredi notum neden düşük diyor musunuz? Şimdi gelin bu konuya detaylıca değinelim.

Kredi notu, KKB tarafından her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için geçerli olan finansal kayıtlarından bir tanesidir. Kredi Kayıt Bürosu tüm bankaların üstünde bir kurumdur ve bankalar için bir düzenleyici kurum görevi görür. Dolayısıyla bankalar, kredi vermeden önce kredi notu düşük mü yoksa yüksek mi bu duruma son derece dikkat eder. Hatta eskilerden kalma bir kavram olan kara listeye alınma da yine kredi notu düşüklüğü ile alakalıdır.

Kredi notu neden düşer?

Kaç tane bankayla çalışırsanız çalışın. Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı her banka aynı zamanda birbirlerine de bağlıdır. Her vatandaşın ekonomik statüsüne göre bir kredi limiti bulunur. Bu, kredi kartı limiti ve banka kredisi olmak üzere iki adet sınırlandırmadır. Vatandaşların ödeme alışkanlıkları ve varlıklarına göre otomatik bir limit belirlenmiştir. Eğer yeterli kriterleri karşılamıyorsanız, kredi notu düşüklüğü sebebiyle bankacılık hizmetlerinden tam anlamıyla faydalanamazsınız. Kredi sicili kötü olan vatandaşların kredi notu düşüktür.

Kredi notu düşmesine sebep olan etkenler

Şimdi gelelim madde madde kredi notunun düşmesine sebep olan etkenlere. Kredi siciliniz kötüyse aşağıda sıraladığım şeyleri yapmışsınızdır. Veya kredi notunuz düşükse aşağıdaki maddelere karşı dikkatli olmanız gerekiyor. Şimdi kredi notu neden düşer sorusunun cevabına gelelim. Kredi notum neden düşük diyorsanız aşağıdaki maddeler sizin için oldukça önemli.

  • Elektrik, su, doğalgaz, telekomünikasyon faturalarını son ödeme tarihi geçtikten sonra ödeyen vatandaşların kredi notu düşer.
  • Kredi kartı borçlarını zamanında ödemeyip, temerrüt faizi ödemek zorunda kalan kredi kartı kullanıcılarının kredi sicili olumsuz olarak etkilenir.
  • Bankadan taşıt, ev ve ihtiyaç kredisi alıp, kredi ödemelerini gününde yapmayan borçluların kredibilitesi düşük olur.
  • Gelir vergisi ve motorlu taşıtlar vergisi gibi devlete borcu bulunan ve bu borçlarını zamanında ödemeyen vatandaşların kredi notu olumsuz etkilenir.
  • Yine devlete bir başka borç türü olan trafik cezaları da biriktikçe, ödenmedikçe KKB tarafından yapılan değerlendirmede kredi notu bu borçlar sebebiyle düşük olarak belirlenir.
  • Banka hesabında vadeli veya vadesiz mevduat miktarı az olan vatandaşların kredi notunda yükselme eğilimi olmaz. Birikmiş paranın olmaması kredi notunu düşürmez ancak yükselmesi için de herhangi bir etkisi olmaz. Yani kredi notu düşük kalır.
  • Sosyal güvenlik kurumunda 4-a, 4-b ve 4-c kapsamında olmayan, yani herhangi bir sigorta girişi olmayan vatandaşların kredi notu düşük kalır. Düzenli bir geliriniz olur yani çalışırsanız bu kredi notunu etkiler.
  • Üniversite öğrencilerin kredi notu düşüktür. Herhangi bir işe girmeden bekleyen öğrencilerin ve yeni mezunların kredi notu düşüktür.

Kredi notu düşük kişiler kredi çekebilir mi?

Kredi Kayıt Bürosu tarafından yapılan analiz sonucunda ortaya çıkan kredi notunun oluşturduğu risk tamamen bankaya aittir. Yani kredi notu düşük kişilerin kredi alamaması durumu KKB tarafından belirlenmez. KKB, gerekli bilgiyi bankalar ile paylaşır. Bankanın vatandaşa kredi verip vermemesi kendi risk değerlendirmesinin sonucunda ortaya çıkar. Bankanın kredi vermeye ihtiyacı var, yani yeni müşteri kazanmak istiyorsa kredi notu düşük kişilere kredi verebilir. Ancak risk almak istemeyen banka, kredi vermeyi tercih etmez.

Kredi notu düşerse ne olur?

Bu sorunun cevabı oldukça basit. Kredi notu düşer ise bankalar tarafından sunulan ürün ve hizmetlerin bir kısmından faydalanamazsınız. Örneğin kredi kartı çıkartamaz, mevcut kredi kartınızın limitini artıramazsınız ve bankadan kredi çekemezsiniz.

Tüm bunları anlattıktan sonra haklı olarak kredi notunuzun düşük olup olmadığını öğrenmek isteyebilirsiniz. Bu konuda size yardımcı olacak bir yazım var. İlgili yazıma buradaki bağlantıyı kullanarak ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ