Kategori arşivi: İktisat Notları

İktisat derslerine yardımcı, meraklısına öğretici yazıların yer aldığı akademik içeriklerle dolu ekonomi ve iktisat kategorisi.

Dolar nasıl düşer? Doların düşmesi için yapılması gerekenler


Daha önce “dolar neden yükselir” başlıklı bir yazımda döviz kuru ve özellikle doların yükselme sebeplerine detaylıca yer vermiştim. Şimdi ise özellikle konjonktürel durumu dikkate alarak dolar nasıl düşer, döviz kuru nasıl eski haline döner ve doların düşmesi için yapılması gerekenler temalı bir yazıyla bu konu hakkındaki tüm soru işaretlerini gidermek istiyorum.

Uzun bir aradan sonra tekrar bloguma yazı yazmak gerçekten oldukça mutluluk verici. Neredeyse son bir yıldır yoğun ders çalışma modundayım. Umarım aklınızdaki soru işaretlerini giderebileceğiniz bir yazı olur. Şimdi başlayalım.

Bildiğiniz gibi 2015 yılından bu yana ülkemizde döviz kuru dikkat çeken bir yükselme trendinde. Özellikle doların düşmesi için büyük bir talep var. Yaşanan son gelişmeler ile birlikte artık kritik kabul edilebilecek seviyelere kadar yükseldiğini söyleyebiliriz. Mayıs 2018 itibariyle neredeyse her geçen gün dolar kendi rekorunu kırıyor. Türk Lirası (₺) Dolar ($) karşısında değer kaybediyor. Bu yükselişin ve TL’nin değer kaybetmesinin oldukça temel sebepleri var. Her zaman olduğu gibi ben konuyu sadece akademik açıdan ele alacağım. Temel dayanak noktamız sadece bir tane. O ise ülkeye doların girmesi gerek. Peki ama nasıl? Bir ülkedeki dolar miktarı nasıl artar?

Yine detaylara girmeden temel arz-talep denkleminden kısaca bahsedelim. Doların düşmesi için ve düşük seviyede kalması için ihtiyacımız olan tek şey, ülkedeki doların bollaşması, insanların satın almak isteyeceğinden daha fazla doların ülkemizde bulunması gerekiyor. Talep kanunu der ki, bir şey ne kadar bol olursa o kadar ucuzlar.

Ülkedeki dolar miktarı nasıl artar?

Talep kanundan hareketle yapılması gereken en önemli şey, ülkedeki dolar miktarını arttırmak ve bu sayede doların düşmesini sağlamak olduğunu biraz önce belirttim. Peki ama bir ülkedeki dolar miktarı nasıl artar? Ülkeye dolar başta olmak üzere, dövizin girmesi nasıl sağlanır? Ana başlıklar halinde bir ülkedeki dolar miktarını arttırmak için neler yapılması gerektiğini sıraladım. Şimdi hepsine detaylı olarak bakalım.

  • Siyasi istikrar
  • Dış ticaret fazlası (İhracat > İthalat)
  • Döviz rezervi satmak
  • Yabancı yatırım
  • Turizm
  • Dış borç almak

Dolar nasıl düşer? – Siyasi istikrar ilişkisi

Aslında başlıktan da anlaşılabileceği üzere bu son derece basit bir konu. Eğer ülkede siyasi istikrar ve denge hem ülke içine hem de dışarıya güven vermez ise sadece döviz piyasası değil tüm ticari faaliyetler optimum noktada olmaz. Ülke, potansiyelinin altında bir seviyede kalır. Son yıllarda sıkça yapılan seçimler ve erken seçim kararları da döviz piyasası tarafından hoş karşılanmaz.

Seçim ekonomisi olarak tanımlanan bir harcama türü var. Seçimler ülkeler için oldukça maliyetlidir. Benzetmek gerekirse seçim dönemlerinde hükumetler kesenin ağzını açar. Kamu harcamalarını arttırır. Kamu harcamaların artması ülkede parasal bir genişleme anlamına gelir. Parasal genişleme ise ülkede dolaşımdaki yerli para miktarını artırır. Ve bu dolaylı olarak yerli para biriminin dolar karşısındaki değerini düşürme yönünde baskı yapar.

Dolar nasıl düşer? – Dış ticaret ilişkisi

Ülkemizin kanayan yarası olan dış ticaret açığı aslında doların yükselmesinin en önemli sebebi. Hesap oldukça basit. Dışarıya satılan mal miktarı yani ihracat, dışarıdan alınan mal miktarından yani ithalattan fazla olursa, ülkendeki yabancı para miktarı artar, yerli para yabancı para karşısında değer kazanır ve dolar kuru düşer.

Ülkemizde ise 1948 yılından bu yana sürekli olarak dış ticaret açığı verilmekte. Yani her yıl ithalatımız, ihracatımızdan daha fazla olmakta. En basit anlatımla bu şu demek, dışarıya 10 Dolar değerinde mal satarken, her yıl dışarıdan 10 Dolardan daha fazla mal alıyoruz. Dolayısıyla ülke içerisinde dolar kalmıyor, birikmiyor. Dolar kıtlaşıyor ve dolar kuru yükseliyor.

Katma değerli üretim, ithalata bağlı olmayan üretim ve dış piyasaya yönelik üretim buradaki sihirli kelimelerimiz.

Dolar nasıl düşer? – Döviz rezervi satmak

Popülist bir söylem olarak sürekli karşımıza çıkar. “Merkez Bankası dolar satsın!” veya “Merkez Bankası kasasında tonlarca dolar var!”. Ancak bu dışarıdan bakıldığı kadar basit bir konu değil. Evet ülkelerin merkez bankaları yerli para birimi dışında Dolar ve Euro gibi dövizleri ve altın gibi değerli madenleri rezerv olarak tutar. Ancak rezerv saklama uygulaması, doların her an ekonomiye dahil edilebileceği anlamına gelmez.

Merkez bankalarının piyasaya döviz sürmesi ve piyasadaki dolar miktarını arttırması elbette mümkündür. Ancak bu asla sürdürülebilir bir yöntem değildir. Çünkü rezerv şeklinde tutulan paraların bir kısmı zorunlu karşılık oranları, bir kısmı özel fonlar şeklinde kategorize edilmiştir. Bu daha çok ufak çapta müdahaleler ve açık piyasa işlemleri (APİ) için veya bankalar arası dengeyi sağlamak için kullanılır.

Dolar nasıl düşer? – Yatırım ilişkisi

Yatırım harcamaları, bir ekonomideki en istikrarsız ve en dengesiz harcama kalemidir. Doların düşmesi için ihtiyaç duyulan şey, yabancı yatırımın ülkeye getirilmesidir. Ancak bu düşünüldüğü kadar kolay değildir. Büyük yatırımları ülkeye çekmek, faiz oranından tutun ülkenin yönetim biçimine kadar çok sayıda değişkenden etkilenir.

Bir hocamız yatırımcıyı “ürkek kedi” olarak tanımlamıştı. Yani yatırımcıyı ülkeye çekmek sanıldığından çok daha zor. Vergi politikaları, diğer ülkelerin faiz oranları, istihdam ve üretim sübvansiyonları ile sektörel istisnalar burada oldukça önemli bir rol oynuyor.

Buna ek olarak yapılan yatırımın türü de son derece önemli. Yabancı kaynaklı her yatırım, aslında ülkeye fayda sağlamıyor. Basit bir ayrım olan Green Field Invesment – Brown Field Invesment kavramları bile yapılan yatırımın etkin olup olmamasını belirliyor.

Dolar nasıl düşer? – Turizm ilişkisi

“Bacasız sanayi” benzetmesini mutlaka duymuşsunuzdur. Turizm, çoğu sektörden çok daha fazla döviz akışı sağlıyor. Yani ülkeye dışarıdan döviz girmesine ve dövizin bollaşmasına sebep oluyor. Bu konuda 2015 verileriyle yapılan dikkat çekici bir çalışma var. 2015 yılında ülkemize gelen turistlerin ekonomimize katkısı Koç Holding’in piyasa değerinin tam 3.5 katı kadar. Koç Holding örneğini vermemin sebebi ise ülkenin en değerli özel şirketi olması.

Ancak turizm sektörünün gelişmesi de başta siyasi olmak üzere çok fazla etkene göre değişkenlik gösteriyor.

Dolar nasıl düşer? – Dış borç ilişkisi

Ülkeler dış borç kaynakları ile ciddi miktarda dövizi piyasaya kazandırabilir. Ancak bu tıpkı merkez bankasının rezervlerini satarak dolar kurunu düşürmeye çalışması kadar yanlış bilinen ve yanlış yorumlanan bir konu. Dış borçlar kısa vadeli olarak bütçe açıklarını kapatmak veya uzun vadeli programlar olarak alınır.

Burada “ülkelerin dostlukları olmaz, çıkarları olur” sözünden faydalanmak istiyorum. Ülkeler ve finansal kuruluşlar, borç isteyen ülkelere kredi sağlarken, bunu genellikle “bağlı kredi” şeklinde verirler. Düşük faizli olarak teklif edilen krediler çekici gelir ancak kredi şartları alınan kredinin bir kısmını işlevsiz hale getirir. Örneğin Japonya düşük faizli kredi vererek ülkeye dolar girişi sağlamayı kabul eder. Ancak şartı şu olur, “sana bu krediyi vereceğim ancak sen de artık daha fazla Toyota ve Toshiba ürünlerini ithal edeceksin”. Borç veren ülkeler bu sayede verdikleri krediyle aslında kendi ülkelerini de destekler.

Dolar düşmezse ne olur?

Dolar kurunun düşmesi için elimizden geleni yaptık. Ancak olmadı doları düşüremedik. Peki şimdi ne olacak? Kısa kısa bunlardan da bahsederek yazının sonlarına yaklaşalım.

1.Dışa kapanma : Ticari faaliyetlerin gelişerek devam etmesi için ülkelerin dışa açılmaları gerekir. Ancak dolar kurunun uzun vadeli olarak yüksek seviyelerde kalması, ülkenin ithalatını azaltır. Dolayısıyla temel ihtiyaçlar dışında yabancı malların ülkeye girişi zorlaşır. Ürün ve hizmet çeşitliliği azalır. Uzun vadede ülke vatandaşlarının refahı için bu istenmeyen bir durumdur.

2. İhracat gelirlerinde nominal artış : Dolar kurunun yükselmesi aslında ihracatı arttırır. Çünkü ülke içerisinde üretilen mallar, yerli paranın değer kaybetmesiyle birlikte yurtdışında ucuzlar. Dolayısıyla ülkenin ithalata bağlı olmayan yerli üretim malları yurtdışında daha cazip hale gelir.

Ancak bu durum sadece %100 yerli ürünlerde karşımıza çıkar. İthalata bağlı ihracat yapılan sektörler döviz kurundan doğrudan etkilenir. Örneğin buzdolabı üreten yerli bir beyaz eşya üreticisi, ürettiği buzdolabının motorunu yurtdışından ithal ediyor ve öyle satıyorsa, ithalata bağlı ihracat yaptığı için dolar kurunun düşmemesi bu tip üreticileri olumsuz yönde etkiler. Yani bir yanılsama ortaya çıkar. Yanılsama dememin sebebi ise şu, yaşanan bu ihracat artışı, açığı kapatmak için yeterli olmayacaktır.

3. Enflasyon : Fiyatlar genel seviyesinin yükselmesi olarak tanımlanan enflasyon olgusuna biz zaten oldukça alışığız. Dolar kurunun yüksek kalması, ülkedeki diğer tüm parametreler düzgün olsa bile enflasyonist bir baskı yaratır. Çünkü sürekli olarak daha fazla yerli para kullanmaya zorlar. Döviz kurunun artması, ürün ve hizmet fiyatlarına zam olarak yansır. Bollaşan yerli para bu şekilde daha fazla değer kaybeder.

Özet olarak

  • Bir ülkedeki dolar kurunun düşmesi için, o ülkede bol miktar dolar bulunması gerekir.
  • Bahsedilen bu bolluk, ülkede talep edilen dolardan daha fazla dolar olması şeklinde sınırlandırılabilir.
  • Doları sadece FED ürettiği için ABD dışındaki ülkeler dolar elde etmek istiyor ise yapabileceği hamleler aslında oldukça temel düzeyde.
  • İhracat, turizm gelirleri, yabancı yatırımcıların ilgisini çekmek direkt olarak dolar kurunu düşürebilecek şeylerin başında geliyor.
  • Siyasi istikrar ise dolaylı yoldan başta dolar olmak üzere tüm yabancı para piyasasını etkiliyor.
PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

King Kanunu ve Terkip Hatası nedir?


Bir Mikro İktisat konusu olan King Kanunu veya diğer bir adıyla Bolluk Paradoksu konusu ele alacağım. Bu konu aynı zamanda terkip hatası konusuna da açıklık getiriyor. Aslında son derece basit bir konu ancak iyi anlaşılmazsa, Mikro İktisat dersinin devamında da sorun yaşayabilirsiniz. O sebeple bu konuya özel bir yazı hazırlamak istedim.

King Kanunu ismini Gregory King’den alıyor. Makro İktisat ile Mikro İktisat alanlarının çatışmasına çok güzel bir örnek getiriyor. Çünkü unutmayın, Mikro İktisat dersinde siz üretici, fabrika sahibisiniz. Ancak Makro İktisat dersinde perspektifiniz daha büyük olmalı.

King Kanunu (Bolluk Paradoksu) nedir?

King Kanunu çiftçilerle ilgili bir analiz yapıyor. Havalar kötü ise, mahsül yani çiftçilerin topraklarından alacağı ürün miktarı azalır. Ürün miktarı azalırsa pazardaki meyve sebze fiyatı artar. Şimdi tam tersini düşünelim. Havalar çok güzel giderse, çiftçilerin topraklarından alacağı ürün miktarı artar. Ürün miktarı artarsa pazardaki meyve sebze fiyatı azalır.

İlk durumda çiftçiler az miktardaki ürünü yüksek fiyata satar, ikinci durumda ise çiftçiler, çok miktardaki ürünü düşük fiyata satar. Ancak toplamda çiftçilerin kazanacağı para aynı olur.

Bu analiz, Gregory King tarafından yapıldığı için, bu analize King Kanunu nedir. Peki neden Bolluk Paradoksu denir? İşte burada terkip hatası konusuna giriyoruz.

Yukarıdaki King Kanunu analizine göre, mahsülün bol olması mı daha iyidir, yoksa az olması mı? Bu soruya bir cevap verebilir misiniz? İşte bu sorunun tek bir cevabı yoktur. İki farklı cevabı vardır.

Eğer siz, “mahsülün bol olması iyidir” diyorsanız, Makro İktisat dersine göre cevap vermiş olursunuz. “Mahsülün az olması iyidir” diyorsanız Mikro İktisat dersine göre cevap vermiş olursunuz.

Terkip Hatası nedir?

Terkip hatası, Makro iktisat ile mikro iktisat analizlerinin birbirleriyle çatışmasına verilen isimdir. Yani Makro iktisat için doğru olan şeyler, Mikro iktisat için de her zaman doğru olmaz. Nasıl yani?

Eğer çiftçinin mahsülü bol olursa, Makro iktisat bu konuya ülke perspektifinden baktığı için “ülkedeki mal arzı bollaşmış” şeklinde yorumlar ve bu iyi bir şeydir. Mikro iktisat ise talep kanununa göre piyasada çok olan malın fiyatı düşer der ve üretici gözünden konuya baktığı için tarım ürünlerinin bolluğunu kötü olarak yorumlar.

Eğer çiftçinin mahsülü az olursa, Makro iktisat bu konuya ülke perspektifinden baktığı için “ülkedeki mal arzı azalmış” şeklinde yorumlar ve bu kötü bir şeydir. Mikro iktisat ise yine talep kanununa göre piyasada az olan malın fiyatı artar şeklinde yorumlar ve bu üretici gözüyle iyi bir şeydir.

King Kanunu neden tarım ürünlerini inceler?

Mikro iktisada meraklıysanız, muhtemelen bu konunun neden tarım ürünleri ile açıklandığını merak etmiş olabilirsiniz. Bunun iki sebebi vardır.

  • Tarım ürünleri zorunlu mal olduğundan, talebin fiyat esnekliği birden küçüktür. Yani esnek olmayan, inelastik mallardır.
  • Tarım ürünlerinin üretim miktarı hava koşulları ile doğrudan ilişkilidir.

King Kanunu, Bolluk Paradoksu ve Terkip Hatası terimlerini sizlere tek yazıda anlatmak istedim. Umarım anlaşılabilir olmuştur.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

Dolar neden yükselir? Doların yükselme sebepleri nelerdir?


ABD’nin para birimi dolar neden yükselir? Bu soruya şu sıralar ülkedeki herkes yanıt arıyor. Gelin işin aslına birlikte bakalım. Doların yükselme sebepleri ve dolar neden yükselir başlıklı bu yazıda hem öğrenciler hem de meraklılar son derece faydalı bilgiler yer alıyor.

Öncelikle kabul etmemiz gereken iki önemli gerçek var. Bunlardan bir tanesi dolar, dünyanın para birimidir. Buna kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum. Bugün dünyanın herhangi bir ülkesinin en ücra köşesinde 100 dolarlık banknotu cebinizden çıkarıp birine gösterseniz, oldukça mutlu bir yüz ile karşılaşırsınız. Kabul etmemiz gereken ikinci gerçek ise Türkiye ekonomisinin dışa bağlı olduğudur. Petrol, otomobil, ilaç endüstrisi, sanayi malları, üretim araçları, tüketici elektroniği gibi aklınıza gelen en büyük hacimli sektörlerde ülkemiz ne yazık ki ithalata bağlıdır. Eğer bunları kabul ettiysek yazının ikinci bölümüne geçebiliriz. Son bir bilgi vermek istiyorum. Ben bu yazıyı dolar üzerinden yazıyorum ancak bir başka para birimi için de büyük ölçüde (FED ve politikaları hariç) aynı şeyler söz konusu olacaktır. Yani aslında döviz neden yükselir diye düşünerek de bu yazıyı okuyabilirsiniz.

Dolar neden yükselir?

Tapınak şövalyeleri, illüminatinin oyunları, orta doğudaki büyük resim gibi dikkat dağıtıcı argümanları dikkate almadığımı belirteyim. Halk arasında sıkça duyabileceğiniz bu iddiaları benim blog yazılarımda göremezsiniz. Ben her zaman konunun akademik tarafıyla ilgilenirim.

İktisattaki temel arz-talep dengesini hatırlayacağım. Bir şeye olan talep yani ilgi çoksa, o şeyin fiyatı yükselir. Tüketim mallarında olduğu gibi dolarda da aslında durum bundan ibaret. Dolar yükseliyor ise bilin ki insanlar dolara daha çok sahip olmak istiyordur. İnsanlar daha fazla dolar alırsa, ortada alınacak olan dolar azalır ve doların fiyatı yükselmeye başlar. Eğer bir ülkede insanların satın alarak azaltamayacağı kadar dolar varsa (yani insanlar dolar aldıkça, ülkeye daha fazla dolar giriyorsa) işte o zaman doların fiyatı yükselmez. Ülkeye giren dolar miktarına göre sabit kalabilir, ufak dalgalanmalar yaşar hatta belki doların kuru düşer, yani dolar yükselmez.

Ülkeye giren dolar miktarı

Ülkeye giren döviz miktarı konusuna değinmeden olmaz. Bir ülkeye döviz girmesinin sadece ama sadece üç yolu vardır. Bunlar sırası önemli olmaksızın şu şekildedir:

  1. Yatırım (Uluslararası yatırım)
  2. Turizm (Yabancı turist gelmesi)
  3. İhracat (Mallarının ihracatı ile elde edilen gelir)

Eğer bu üç ana başlık ülke için iyi durumdaysa korkmayın o ülkede dolar yükselmez adeta yerlerde sürünür. Peki tek etken bu mudur? Hayır elbette değil. Bu üç ana başlık kendi içinde daha detaylı alt başlıklara sahiptir. Genel hatları ile bu konuya değinelim. Şimdi örnek olarak Türkiye’yi ele alalım. Ve farz edelim ki Türkiye’de dolar yüksek olsun. Mesela 1 ABD Dolarının karşılığı 4 Türk Lirası olsun. Ve doların yükselme sebepleri konusunu alt başlıklar halinde inceleyelim.

Doların yükselme sebepleri – Yatırım ilişkisi

Burada sözü edilen yatırım kavramı, elbette ki uluslararası yatırımdır. Yani yabancı sermayenin, Türkiye’ye kendi parasını sokması ve çeşitli yatırımlar yapmasıdır. Yabancı sermaye, bir başka ülkeye yatırım yapacaksa o ülkede belli başlı şeyler arar. Bunlardan en önemlisi siyasi istikrardır. Eğer ülkede siyasi karışıklık varsa, ülkenin halkı mutsuz ise, ülkenin refah seviyesi kötüye gidiyorsa, ülkedeki ekonomik düzenlemeler hukuka uygun şekilde ise, vergi oranları çok yüksek değilse yabancı sermaye o ülkeye parasını sokar.

Çünkü bilir ki eğer işler ters giderse, hukuk sistemine güvenir, siyasi otoritelere ve hükümete güvenir ve haklarının korunacağını bilir. Ancak yukarıda saydığım göstergeler iyi durumda değilse, yeni yabancı sermayeyi bırakın, ülkeye daha önceden gelen yabancı sermaye bile pılını pırtını toplayıp o ülkeden kaçar, daha fazla güvendiği, riskin daha az olduğu ülkelere yatırım yapar. Yani ne olur? Ülkeden dolar çıkar, ülkedeki dolar miktarı azalır.

Yabancı sermayeyi etkileyen bir diğer önemli unsur elbette ki ABD’de merkez bankası rolü üstlenen FED’in faiz oranlarıdır. Eğer FED faiz oranları yüksek ise, yabancı yatırımcı parasını FED’e götürür. Çünkü FED’in faizi yüksektir ve hiçbir şey yapmasa bile parası değer kazanacak, paradan para kazanabilecektir. Eğer FED’in faiz oranı düşükse, yatırımcı parasını FED’den alır yani ABD’den çıkarır ve başka ülkelerdeki fırsatları kovalar. FED hakkında daha detaylı bilgiler için buradaki yazımı okuyabilirsiniz.

Doların yükselme sebepleri – Turizm ilişkisi

Ülkeye dolar girmesinin kaynaklarından bir diğeri ise turizmdir. Turizm sektörünün “bacasız sanayi” olarak adlandırılmasının sebebini şimdi daha iyi anlıyor olabilirsiniz. Peki turist neden bir başka ülkeyi ziyaret eder? Elbette ki tatil yapmak için. Peki siz, güvenmediğiniz bir ülkeye tatil yapmaya gider misiniz? Terör tehlikesi olan bir ülkede ailenizle birkaç hafta geçirmek ister miydiniz?

Turist, yatırımcı gibidir. Güven arar, huzur arar, can güvenliği arar. Terörün olduğu ülkede turist olmaz. Terör tehlikesi ne kadar artarsa ülkeye gelen turist sayısı da o ölçüde azalacaktır.

Ülkemizden bahsedecek olursak, 2015 yılında Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısı 36.2 milyon. Yani neredeyse ülkemizin nüfusunun yarısı kadar daha insan yıl içerisinde ülkemizi ziyaret etmiş, ülkemizde para harcamış ve turizm gelirlerine katkı sağlamış. 2016 yılında ise bu rakam 25.3 milyona gerilemiş. Yani turist sayısı azalmış.

Gelen her turist sizce kaç yüz dolar harcıyordur? Yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’ye tatil amacıyla gelen bir turist, bir günde en az 150 ABD Doları harcıyor. 2015 yılında turizm gelirimiz 35 milyar ABD Doları. Yani Koç Holding’in piyasa değerinin tam 3.5-4 katı. Koç Holding, Türkiye’nin en değerli özel şirketi.

Doların yükselme sebepleri – İhracat ilişkisi

Bu çok ama çok daha detaylı bir konu. Elimden geldiğince açıklayıcı olmak için konuyu basite indirgiyorum.

İhracat, ülke içerisinde üretilen malların dış ülkelere satılmasıdır. Bu satış, ülkeye dolar girmesi (döviz) anlamına gelir. Yani ülkedeki dolar miktarını artırır. Ne kadar çok ihracat yapılırsa, o kadar çok dolar sahibi oluruz. Ancak dışarıdan aldığımız mallara verdiğimiz dolarların, ülkemize giren dolar miktarından az olması gerekir ki, elimizde dolar kalsın. İşte ithalat-ihracat dengesi (Makro Ekonomi dersindeki (X-M)) budur.

Türkiye’de durum nasıl? Türkiye’de ihracat, her zaman ithalattan daha azdır. Yani bizim ülkemiz son 60-70 yıldır her yıl dışarıya sattığı maldan daha fazla mal satın almıştır. Bu ne demek oluyor? Her yıl biz kazandığımız dolardan daha fazlasını harcadık.

Bunun sebepleri var elbette. Dışarıya hammadde satışı ancak dışardan katma değeri yüksek mal satın alınması, sanayi tipi ürünler alıp daha çok tarım ve tekstil ürünleri satmamız, rekabet gücümüzün düşük olması, ithalata bağlı ihracat yapıyor olmamız şeklinde. Bu konudan tez yazılabilir o yüzden burada durmak zorundayım.

Özet olarak

  • Ülkedeki dolar talebinin, dolar miktarından fazla olması, doların yükselme sebeplerinin başında gelir.
  • Yabancı yatırımcının ülkeye gelmemesi, mevcut yatırımcının ülkeden çıkması doları yükseltir.
  • İthalat doların yükselmesinde çok önemli bir etkendir.
  • Siyasi sorunlar, bürokratik krizler doların yükselmesine sebep olur.
  • Turizm gelirlerinin düşmesi doları yükseltir.
  • Dışa bağımlı ekonomiye sahip ülkelerde dolar kuru daima istikrarsızdır.
  • Sanayi ürünleri ihraç etmeyen ülkelerde dolar kuru sorunu daima görülür.
PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

Dropshipping nedir? Dropshipping nasıl yapılır?


Son dönemlerde ülkemizde popüler hale gelmeye başlayan dropshipping konusuna değinmek istedim. dropshipping nedir ve dropshipping nasıl yapılır sorularına cevap vereceğim bu yazımı faydalı bulacağınıza son derece eminim.

İlk olarak kelime anlamından başlayalım. Dropshipping kelimesinin direkt olarak bir Türkçe karşılığı yok. Ancak stoksuz e-ticaret şeklinde bir benzetme ile çevirebiliriz. Ne demek olduğunu öyle bir anlatacağım ki, bu yazıyı okuduktan sonra dropshipping hakkındaki tüm sorularınıza yanıt vereceğim. Bu yazıyı bir sohbet formatında yazacağım. Dropshipping hakkında en çok merak edilen soruları aşağıda sizin yerinize sordum. Eğer aklınızdaki soru işaretlerini bu yazıda bulamazsanız, yorum bölümünde yazarak benden cevap alabilirsiniz.

Dropshipping nedir?

Dropshipping, aslında iktisat literatüründe yer almaz ancak son 10 yılda popüler olmaya başlayan yeni bir sektördür. Dolayısıyla gündelik hayatın içine girmeyi başarmış, ancak henüz kitaplarda kendine yer bulamamıştır. Dünya genelinde dropshipping ile para kazanan belki bir milyon insan vardır.

Stoksuz e-ticaret dedim peki bu ne demek? Dropshipping, internet sayesinde mümkün olan bir ticaret türüdür. Mal tedarikçisi yani arz internetten bulunabiliyor ve internet üzerinden satış yapıyorsa, malı almak isteyenler yani malın talebi internet üzerinde varsa,  üstüne birde arz ve talep farklı ülkelerde ise, bu ikiliyi bir araya getirip aradan komisyon almaya dropshipping ile stoksuz e-ticaret denir. Satıcı Çin’de, siz Türkiye’de alıcı ise dünyanın herhangi bir yerinde olabilir. Uluslararası bir ticaret söz konusudur. Ancak elbette ki Türkiye’de alıcı bulursanız, yine dropshipping yapılabilir.

Dropshipping ile önceden mal alınıp bekletilmez, gümrük mevzuatları ile uğraşılmaz, şirket kurmaya gerek kalmaz (en azından başlangıç aşamasında), dünyanın herhangi bir yerinde olsanız dahi internet bağlantısına sahipseniz çalışabilirsiniz. Bu gibi özellikleri sebebiyle dropshipping bir pasif gelir türüdür. Pasif gelir örneği verirken dropshipping bu tanıma son derece uymaktadır.

Dropshipping nasıl yapılır?

Farklı ülkelerdeki satıcıyı ve alıcıyı buluşturma işlemine dropshipping yapmak denir dedik. Peki bu nasıl olacak? Elbette ki internet ile. Dropshipping yaklaşık 9-10 yıllık bir geçmişe sahip. Son 1-2 yıl içerisinde ise işler oldukça kolaylaştı.

Son günlerde popüler olan dropshipping yöntemi şu, Shopify isimli e-ticaret servisi ile ABD’ye yönelik bir e-ticaret sitesi açılır, AliExpress’ten ürünler bu yeni e-ticaret sitesine yerleştirilir ve reklam yapılmaya başlanır. ABD’li alıcı, sizin e-ticaret sitenizden malı alır, ödeme yapar. Siz ise aslında stoğunu tutmadığınız ürünü AliExpress’ten satın alır ve alıcı adresi olarak ABD’li alıcının adresini girersiniz. Mal hiç size uğramadan ABD’ye gider. Peki dropshipping ile ne kadar kazandık? İlgili malı kendi sitenizde 5 kuruşa sattığınızı varsayalım. Yani ABD’li alıcı size 5 kuruş ödedi ve malını bekliyor. Siz ise o mal için AliExpress’e 3 kuruş ödeyip, aradaki 2 kuruşu cebinize koyarsınız.

Ben nasıl dropshipping yaptım?

Şimdi burada kendimden bir örnek vereceğim. 2012-2013 yıllarında tablet bilgisayar sektörüne olan talep çok yüksekti. Henüz teknoloji mağazalarında sadece büyük markaların tabletleri vardı. Ben ise AliExpress üzerinden tablet bilgisayar getirerek Türkiye’ye sattım. Satışımı ilan sitelerine ilan vererek ve YouTube’a tabletlerin inceleme videolarını yükleyerek yapıyordum. O dönemde hazır e-ticaret siteleri bu kadar popüler değildi.

Müşteri beni buluyor, ödemesini yapıyor ve 20-25 gün kadar tableti bekliyordu. Eğer olurda süre uzarsa, tabletle birlikte yanında birde kılıf, dokunmatik kalem, araç şarjı gibi hediyeler veriyordum. Bunu olayın basitliğini görmeniz açısından yazdım. Çünkü birazdan bahsedeceğim konular çok can sıkıcı.

Dropshipping eğitimi satın almak mantıklı mı?

Şimdi geldik dananın kuyruğunun koptuğu yere. Orada burada dropshipping eğitimleri satıldığını görüyorum. Tıpkı bir saadet zinciri gibi insanlar altı boş iddialarla kandırılıyor. Eğitime para vermeye asla karşı bir insan değilim. Ama abartılmış vaadleri olan eğitimlere para vermenizi önermiyorum. Peki neden?

İnternet üzerinden kendi e-ticaret sitenizi açarak dropshipping yapmak için bilmeniz gereken çok fazla şey var. Her şeyden önce bir internet sitesi kurmak ve kurulum sonrasındaki teknik sorunları çözebilme konusunda bilgisi olmalısınız. İnternet sitenize ürün eklemeniz gerek ve ürün görsellerini düzenleyecek kadar görsel düzenleme yazılımlarına hakim olmalısınız, İngilizce düzeyiniz kötü olmamalı. Açacağınız internet sitesini insanların görebilmesi için reklam çalışmaları yapmalı veya arama motoru optimizasyonu yaptırmanız gerek. Bunlar az önce bahsettiğim konulardan çok daha farklı bilgi birikimi gerektiren detaylar.

Eğitimler sizlere yukarıda bahsettiğim şeylerden bahsetmiyor. Eğitimlerin tek bir iddiası var. “Bana 200$ öde, ben de sana dropshipping nasıl yapılır onu öğreteyim!” şeklinde çok yüzeysel kalınıyor. Bu sebeple ben dropshipping eğitimlerine para kaptırmanızı, o boş vaadlere inanmanızı tavsiye etmiyorum. Bir sonraki başlıkta ne demek istediğimi çok daha iyi anlayabilirsiniz.

İnternetten para kazanma yöntemleri arasında dropshipping

İnternetten para kazanma konulu yazıların içinde artık sıkça dropshipping görüyoruz. Ve görmeye devam edeceğiz. Bundan 1-2 yıl sonra çiğ köfteci gibi her yer dropshipping eğitimi satan adamla dolacak. O yüzden ben uyarımı baştan yapayım. Lütfen dikkat okuyun.

“Emek olmadan yemek olmaz!” bu sözü nereye bağlayacağımı tahmin etmişsinizdir. İnternetten para kazanmak ve dropshipping konuları sürekli olarak “yatarak para kazanın, uyurken para kazanın, siz yatın paralarda hesabınıza yatsın” şeklinde insanlara aktarılıyor. Ama size garanti ederim ki dropshipping böyle bir para kazanma alanı değil. Çok olağanüstü durumlar olabilir elbette. Ama istisnalar kaideyi bozmaz. Bir internet sitesiyle ilgilenmek, ürün aramak, ürünü pazarlamak, satış ve kargo sürecini takip etmek, iadelerle ilgilenmek gibi konuları bir düşünün. Sizce gerçekten dropshipping ile yatarak para kazanmak mümkün mü?

Türkiye’de dropshipping yapmak mantıklı mı?

Aklınıza Türkiye’de dropshipping yapılır mı sorusu gelebilir. Bu konuda içiniz rahat olsun. Türkiye’de dropshipping yapmanın diğer ülkelere kıyasla herhangi bir olumsuz tarafı yok. En büyük olumsuzluk PayPal’ın ülkemizde kapatılmış olması. Uluslararası para transferi konusunda PayPal gerçekten büyük bir kolaylıktı. Ancak bunu aşmanın yolları var. Yani Türkiye’den dropshipping yapmanız son derece makul. Ancak dropshipping ile Türkiye’deki alıcılara mal satmanızı önermem. Bunun sebebi ise döviz kuru. Diğer ülkelere satarsanız, daha çok para kazanırsınız.

Dropshipping yapmanın avantajlar (artıları, olumlu yönleri)

  • Bilgisayarınızın ve internetinizin olduğu her yerde çalışabilirsiniz. “Home Office” olarak tanımlayabileceğiniz bir işiniz olur.
  • Döviz üzerinden yani Dolar veya Euro ile para kazanırsınız. Bu çoğu durumda bir avantajdır. Özellikle döviz kuru yüksekken kazancınız katlanır.
  • Uluslararası ticaret yapmış olursanız.
  • Ufak bir miktar sermaye yeterli olacaktır.
  • İkinci bir iş olarak yapılabilir.

Dropshipping yapmanın dezavantajları (eksileri, olumsuz yönleri)

  • ABD ve Çin ile aramızda saat farkı olduğu için çalışmanız gereken saatler Türkiye ile biraz ters düşebilir.
  • Kargo süreleri uzundur bu zaman zaman müşterinin vazgeçmesine sebep olabilir.
  • İade süreci yine kargo süresine bağlı olarak çok uzun sürer.
  • Sermayesiz yapılamaz.
  • ABD’den Türkiye’ye para transferi maliyetlidir o yüzden istediğiniz her an para çekemez, paranızı biriktirip çekmek zorunda kalırsınız.
  • İngilizce seviyeniz iyi değilse iletişim problemleri yaşarsınız.
PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ

Heckscher Ohlin Teorisi (Modeli) nedir?


Uluslararası iktisat derslerinin vazgeçilmezi olan Faktör Donatımı nam-ı diğer Heckscher Ohlin Teorisi son derece önemli bir konudur. Şimdi gelin Heckscher Ohlin Modeli nedir ne değildir hep birlikte üstünden geçelim.

Klasik Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi ne der? Yurtiçi üretim maliyetleri farklı ise, ülkeler birbirleri arasında karlı bir şekilde dış ticaret yapabilir. Ancak bu son derece yüzeysel bir yaklaşımdır. Bu eksikliği gidermek için İsveçli ekonomist Eli Heckscher, Faktör Donatımı Teorisi’ni ortaya atmıştır. Sonrasında ise Heckscher’in öğrencisi Bertil Ohlin bu teoriyi tekrar ele almış ve yeni kazanımlar eklemiştir. Zaman içerisinde ise bu çalışmalar Heckscher-Ohlin Teorisi ismiyle literatürde kendine yer bulmayı başarmıştır.

Bu yazım, Uluslararası İktisat dersi olan öğrenciler için son derece faydalı olacak. Özellikle sınavlarda çıkabilecek şekilde yazmaya gayret ettim. Bunun dışında uluslararası ticarete ilgili biriyseniz de son derece faydasını göreceğinize eminim.

Heckscher Ohlin Teorisi nedir?

Ülkeler, hangi üretim faktörüne daha yoğun olarak sahipse, üretimi o faktöre dayanan mallarda karşılaştırmalı üstünlük elde eder ve o alanda uzmanlaşır. Uluslararası İktisat derslerine göre emek ve sermaye olmak üzere iki faktörden bahsedilir. Yani temel tez şudur, bir ülke emek faktörüne yoğun olarak sahipse, üretiminde emek gereken mallarda daha üstündür. Tersi şekilde ülke sermaye faktörüne yoğun olarak sahipse, üretiminse ağırlıklı olarak sermaye gerektiren mallarda uzmanlaşır.

Bir örnekle bu konuyu pekiştirelim. Ele aldığımız ülkeler sırasıyla Türkiye ve İngiltere olsun. Türkiye, emek yoğun, İngiltere ise sermaye yoğun ülke olsun. Emek yoğun sektör tekstil, sermaye yoğun sektör ise otomobil olsun. Heckscher-Ohlin teorisini göre Türkiye tekstilde uzmanlaşmalı ve İngiltere’ye tekstil ürünleri ihraç etmelidir. İngiltere ise otomobilde uzmanlaşmalı ve Türkiye’ye otomobil satmalıdır.

Heckscher-Ohlin Teorisinin temel varsayımları

Bu teorinin iki temel varsayımı vardır. Teoriye anlam katan bu varsayımlardır. İlk iki varsayım teorinin temel dayanak noktası olup, diğer maddeler, teorinin destekleyici varsayımlarıdır.

1- Ülkeler, faktör donatımları (emek yoğun sektörler, sermaye yoğun sektörler) yönünden birbirlerinden farklıdır. Eğer ele alınacak model iki ülkeden oluşuyorsa, biri emek faktörünce yoğun, diğer ülke ise sermaye faktörü bakımından daha zengindir.

2- Modelde dikkate alınacak mallar üretim faktörleri bakımından farklılık göstermektedir. Biraz önceki örnekte tekstil emek yoğun, otomobil sermaye yoğun şeklinde düşünebilirsiniz.

3- Mallar, her ülkede aynı faktör yoğunluğuyla üretiliyor gibi kabul edilir. Yani bir ülke otomobili sermaye yoğun şekilde üretiyorsa, bir başka ülke otomobili emek yoğun şekilde üretemez. Yani üretimi için gerekli bilgi birikimiyle teknoloji (know-how) her ülkede aynı kabul edilir.

4- Üretimde ölçeğe göre sabit verim koşulları geçerli kabul edilir. Ölçeğe göre artan veya azalan verim söz konusu değildir.

5- Üretilen mallara olan talep ve talep alışkanlıkları birbirinin benzeri olmalıdır. Talepteki farklılıkların maliyeti etkileme gibi bir durumu söz konusu olamaz.

Heckscher Ohlin Teorisinden çıkan diğer teoremler

Heckscher Ohlin teorisini öğrendik, inceledik peki bundan sonra ne oluyor derseniz eğer, bu teoriden çıkan bazı diğer teoremler vardır. Bu teoriden sonra gelen bazı iktisatçıların çalışmaları Heckscher Ohlin teorisine dayanmaktadır. Peki bunlar hangileridir derseniz şu şekilde sıralayabilirim.

  • Faktör Donatımı Teoremi
  • Uluslararası Faktör Fiyatları Eşitliği Teoremi
  • Stolper-Samuelson Gelir Dağtımı Teoremi
  • Rybczynski Teoremi

Eğer bu bilgiler yeterli gelmediyse yorumlar bölümüne yazarak merak ettiğiniz konuları sorabilirsiniz. Belki de bir sonraki yazımı sizin yorumunuzu dikkate alarak yazarım kim bilir.

PAYLAŞMA SEÇENEKLERİ