Kategori arşivi: İktisat Notları

İktisat derslerine yardımcı, meraklısına öğretici yazıların yer aldığı akademik içeriklerle dolu ekonomi ve iktisat kategorisi.

Bolluk Paradoksu (King Kanunu) nedir?

Mikro iktisat dersinin temel kavramlarından biri olan bolluk paradoksu veya orijinal adıyla King Kanunu (King Yasası) olarak ifade edilen bir konuya burada yer vermek istedim. Esasında gündelik hayatta haber bültenlerinde sıkça karşımıza çıkar ancak teorik temelini bilmekte fayda var.

İstatistik biliminin öncülerinden kabul edilen Gregory King tarafından ortaya atılan bu kanun talebin fiyat esnekliğinin birden küçük olan (ed < 1) tarımsal mallar ile hava koşullarının ilişkisini incelemiştir. Konuya daha detaylı girmeden önce temel varsayımlarımızı (Ceteris Paribus) oluşturalım. Varsayımları anlaşılması en kolaydan en zora göre sıralıyorum:

  1. Tarım ürünlerinin üretim koşulları hava şartlarıyla doğrudan ilişkilidir. Havalar beklendiği gibi tarıma elverişli olursa çiftçi daha çok üretim yapar, havalar kötü giderse çiftçi elinde olmayan sebeplerden dolayı daha az üretim yapar.
  2. Tarımsal malların talebinin fiyat esnekliği birden küçüktür. İnelastik talep, esnek olmayan talebe sahip mallardır. Yani tarımsal mal fiyatlarındaki bir birimlik değişme, miktarlarında bir birimden daha az değişmeye sebep olur. Dolayısıyla tarımsal mallar zorunlu mal olarak kabul edilmektedir. Temel ihtiyaçlar kategorisindeki malların talep esnekliği böyle olur.
  3. Zorunlu mallarda esneklik ve toplam hasılat (TR) ilişkisine göre fiyat artarsa, TR artar, fiyat azalırsa TR azalır.

Geldik dananın kuyruğunun koptuğu yere. Havalar güzel giderse çiftçi çok mutlu olur peki ya tüm çiftçiler? Bir yıl boyunca buğday üretimi için ülkenin en güzel hava koşulları yaşadığını düşünün. Ülkedeki tüm buğday üreticileri alabilecekleri en yüksek verimi ve hasat miktarını almış olsun. Bu senaryoda olacak olan şey, o yıl buğday fiyatlarının düşmesidir. Çünkü piyasadaki buğday miktarı beklenenin çok ötesindedir. Temel talep kanunu bize ne der? Bir şeyin miktarı artarsa, fiyatı düşer. Aslında durumu “İyi hasat kötü fiyat, kötü hasat iyi fiyat” şeklinde özetleyebiliriz.

Talebin fiyat esnekliği

Üç numaraları varsayım bize ne söylüyor? Zorunlu mallarda yani esnekliği birden küçük olan mallarda (ed < 1) fiyat düşerse toplam hasılat azalır. İşte bu durumda çiftçiler daha fazla üretim yapmış olmalarına rağmen ürünlerini istedikleri fiyata değil, çok daha azına satmak zorunda kalacaktır.

Bu fiyat düşüşü çok dramatik olur. Ana haber bültenlerinde hasatlarını denizde döken, çöpe atan çiftçiler görürüz. İşte aslında günlük hayatta karşımıza çokça çıkan King Kanunu (Yasası) veya diğer adıyla bolluk paradoksu kavramının teorik temeli budur. Eğer havalar iyi gitmeseydi ve çiftçiler daha az üretim yapsalardı, temel talep kanunu gereği piyasadaki buğday miktarı az olacağından, buğday fiyatları artacak ve çiftçiler aynı hatta daha yüksek gelir elde edebileceklerdi.

“Bunun neresi paradoks?” diye soracak olursanız, aslında paradoks mikro iktisat ile makro iktisat arasındadır. Mikro iktisat sadece bir çiftçiyi incelerken, makro iktisat ülkedeki tüm çiftçileri ele alır. Dolayısıyla bir çiftçi için iyi görünen senaryo, aslında ülke genelindeki tüm çiftçiler için hiç iyi değildir.

Bitcoin nedir?

Evet hepiniz Bitcoin’in ne demek olduğunu, Bitcoin’in ne işe yaradığını merak ediyorsunuz biliyorum. Şimdi gelin doğrusu ve yanlışıyla yani her yönüyle Bitcoin nedir konusunu işleyelim ve bu sanal para birimi mevzusu tam anlamıyla açıklığa kavuşmuş olsun. Bu konu hem meraklılar hem de öğrenciler için son derece faydalı, aynı zamanda bir genel kültür bilgisidir. Bu yazıyı tam anlamıyla okuduğunuzda, Bitcoin ile ilgili merak ettiğiniz bir şeyin kalacağını pek düşünmüyorum. Ancak yine de sormak istedikleriniz olursa, bana ulaşabilir veya yorumlar bölümüne yazabilirsiniz.

Sanal para birimi Bitcoin ne demek?

Bitcoin, kısaltması BTC olan bir sanal para birimidir. Sanal para birimi nasıl olur derseniz tam olarak borsadaki hisseler gibi düşünebilirsiniz. Gerçek hayatta bir karşılığı yok. Spekülasyona dayalı olarak değeri biçilen ve 2009 yılında hayatımıza giren bir gerçek. Ülkeler, ulusal paralarının karşılığını merkez bankaları içerisindeki altın (veya bir başka değerli maden) ile garanti altına alır. Ülkede dolaşımda ne kadar para varsa, merkez bankası kasalarında o kadar altın bulunur. Ancak Bitcoin’in (BTC) herhangi bir karşılığını, garantisi yoktur.

Bitcoin kimin/nerenin para birimi?

İşte dananın kuyruğu burada kopuyor. Altındaki felsefe ise aslında paranın tarihi kadar eskidir. Bitcoin, dünyanın hiçbir ülkesine dolayısıyla da hiçbir merkez bankasına bağlı değildir. Merkezi olmayan, sahibi olmayan bir para birimidir. Herhangi bir regülasyon kurumuna ve denetimine bağlı değildir. Dolayısıyla Bitcoin, kağıt banknot veya madeni paralar şeklinde karşımıza çıkmaz. Sanal birimi denmesinin sebebi budur. Para kavramına bambaşka bir konsept kazandırmıştır. Ancak bu Bitcoin’in iyi bir şey olduğu anlamına gelmez. Zaten ülkemizde Bitcoin ticareti gri bölgedir. Yani tam anlamıyla yasak demek mümkün değildir ancak BDDK tarafından denetlenen finansal kuruluşlardan uzaktır. Örneği Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki bir bankadan Bitcoin satın alamazsınız. Veya Bitcoin alım-satımına izin veren çeşitli yerli siteler BDDK denetimine tabi değildir.

Bitcoin tarihçesine baktığımızda, bu sanal biriminin yaratıcısı olarak karşımıza Satoshi Nakamoto ismi çıkıyor. Ancak bu tabii ki bir takma ad. Bu takma isme sahip biri tarafından başlatılan bu ağ, günümüzde oldukça geniş bir yelpaze içerisinde kabul görmüş durumda.

Bitcoin ne işe yarıyor?

Şimdi gelelim ne işe yaradığına. Sanal para birimi dedik, Bitcoin tarihçesi olarak bahsettik, merkezi yok bağımsız dedik ama sonuç olarak nereye geldik? Günümüzde Bitcoin, alışveriş sitelerinde bile kullanılabilen, kimi ülkelerde resmi olarak kabul görmüş bir para birimi olarak karşımıza çıkıyor. Yani tıpkı Türk Lirası ve Dolar gibi alışveriş yaparken kullanılabiliyor.

Microsoft, PayPal, Dell, Expedia gibi dev şirketler resmi olarak Bitcoin’i tanıyor ve BTC ile alışveriş yapılan yerler listesinde yer alıyor.

Bitcoin resmi logosu

İnsanlar neden Bitcoin kullanıyor?

Şimdi geldik bir başka kritik soruya. Bitcoin neden ilgi çekiyor? Bunun en önemli sebebi Bitcoin takip edilemiyor. Evet yanlış okumadınız. IBAN yani uluslararası banka hesap numaraları gibi şahıslar ile ilişkilendirilemiyor. Çünkü bir Bitcoin hesabı açarken kimlik bilgileriniz sizden istenmiyor. Bitcoin hesap numaraları yani cüzdan kodları 25-34 karakter arasında alfanümerik dizilimlerden oluşuyor. Örnek bir Bitcoin hesap numarası şu şekilde olabiliyor: 6gWV3fPX97hmavc6iNrUjUogmjpLPrPFoK (Bu tamamen örnek amacıyla verilmiş, eğitim amacıyla uydurulmuş bir Bitcoin hesap numarasıdır!)

Bitcoin ilk etapta ne yazık ki internet üzerinden yasa dışı işler yapan kişiler tarafından ilgi görmüştür. Takip edilememesi, tamamen dijital ortamda yer alması sebeplerle “deep web” (derin internet) içerisinde oldukça popüler hale gelmiş ancak sonrasında tüm dünya vatandaşları tarafından kullanılabilir hale gelmiştir. Bazı kaynaklar, Bitcoin’in 1998 yılına kadar uzandığını iddia etmektedir.

Nasıl Bitcoin kazanılır? (Bitcoin madenciliği)

Şimdi aslında bu konuyu apayrı bir yazıda çok daha detaylı olarak ele alacağım ancak temel düzeyde bilgi vermek gerekirse, Bitcoin çıkarma, Bitcoin kazanma işlemine mining adı verilir. İngilizce bir terim olan mining, madencilik yapmak anlamına gelmektedir. Dilimize tam anlamıyla çevrilmiş hali ise Bitcoin madenciliği şeklindedir. Bu kavramın madenciliğe benzemesinin sebebi ise tıpkı toprağı kazarak altın çıkarmak gibi Bitcoin de karmaşık matematiksel algoritmaların içerisinden çıkarılır. Yüksek kapasiteli bilgisayarlar tarafından yapılan bu işlemin madenciliğe benzetilmesinin sebebi, uğraştırıcı ve zahmetli olmasından kaynaklanır. Bitcoin madenciliğinde elinizde ne kadar çok işlem gücü varsa, o kadar çok Bitcoin kazanabilirsiniz.

Günümüzde Bitcoin gibi bir kavramı mümkün kılan şey teknolojidir. Biraz daha özele inersek blockchain teknolojisidir. Blok zinciri olarak dilimize çevirebileceğimiz bu kavram, Bitcoin’in fiyatından bağımsız olarak bu teknolojinin insanlara tek güven veren noktasıdır. Blockchain teknolojisi sayesinde tüm sistem birbiri ile senkronize şekilde çalışabilir ve veri kayıpları yaşanmaz. Bu sayede Bitcoin cüzdanlarına güvenilir.

Bitcoin diğer para birimlerine çevrilebilir mi?

Gayet tabi Bitcoin, neredeyse tüm para birimlerine çevrilebilir. Bu konuda çok sayıda aracı internet sitesi bulunmaktadır. Bu siteler belirli bir komisyon karşılığında sizden Bitcoin alır ve banka hesabınıza (kendi komisyonunu aldıktan sonra) para aktarır. Bitcoin’i  başta Türk Lirası olmak üzere, Dolar, Euro gibi en çok tercih edilen para birimlerine dönüştürmek mümkündür.

Bitcoin alt birimleri nelerdir?

Tıpkı tüm para birimlerinde olduğu gibi Bitcoin yani BTC para biriminin de alt birimleri vardır. Yani 1 Türk Lirası nasıl ki 100 kuruş demek ise, BTC para biriminin de alt birimleri bulunur. Türk Lirasının en küçük birimi kuruştur. Bitcoin para biriminin en küçük birimi ise Satoshi olarak adlandırılır. Yani 1 BTC (1 Bitcoin) miktarının bölünebilen en küçük birimi Satoshi olarak adlandırılır. 1 BTC = 100.000.000 Satoshi miktarına eşittir. Bitcoin, genel geçer para birimlerine çok daha değerli olduğundan, alt birimlerde ticaret yapmak kolay olsun diye çok fazla sayıda alt birimi bulunur. Bunları anlatmanın en kolay yolu, aşağıdaki gibi bir liste paylaşmak.

  • 1 Satoshi = 0.00000001 BTC
  • 10 Satoshi = 0.00000010 BTC
  • 100 Satoshi = 0.00000100 BTC
  • 1.000 Satoshi = 0.00001000 BTC
  • 10.000 Satoshi = 0.00010000 BTC
  • 100.000 Satoshi = 0.00100000 BTC
  • 1.000.000 Satoshi = 0.01000000 BTC
  • 10.000.000 Satoshi = 0.10000000 BTC
  • 100.000.000 Satoshi = 1.00000000 BTC

Bitcoin’in geleceği hakkında ne söylenebilir?

Bitcoin gelecekte ne olacak sorusuna tamamen fiyat ve yatırım odaklı bakılır. Ancak burada asıl dikkat çeken şey yukarıda da bahsedilen blockchain teknolojisidir. Gelecekte sanal para birimleri elbette olacak. Ancak bunlardan bir tanesi Bitcoin olacak mı veya Bitcoin ilerde milyon dolarlar seviyesini görecek mi bunu kimse bilemez. Bilinen tek gerçek, blockchain teknolojisinin içerisinde bulunduğumuz yüzyılda farklı alanlarda kullanımının yaygınlaşacağıdır.

Not: Bu yazı 2017 yılında hazırlanmış ve yatırım tavsiyesi değildir. Sadece genel kültür bilgisi vermek amacıyla Bitcoin kavramını ele alınmıştır.

Enflasyon nedir? Enflasyon neden yükselir?

Enflasyon, halk diliyle para şişkinliği olarak ifade edilen bir durumdur. Açıkça anlatımı ise dolanımda bulunan para miktarı, mallar veya satın alınabilir diğer tüm hizmetlerin toplamı arasında yer alan açıklığın büyümesiyle ortaya çıkan, fiyatların toptan yükselişi ve para değerinin düşmesi biçiminde kendisini ortaya çıkartan bir ekonomik / parasal sonuç olarak ifade edilmektedir.

Türkiye’nin sık sık enflasyon problemi çektiği bilinmektedir. Bu sebeple irili ufaklı pek çok esnaf veya bir işe bağlı olarak çalışan kişiler, enflasyonun yükselmesiyle beraber kendi ürünlerini de daha yüksek meblağlardan satışa sunar ve bu durumda alternatifi bol ürünler, yüksek pahalardan tüketicilere sunulur. Enflasyonun ciddi anlamda yükseldiği ülkelerde ise kriz başlar ve kişiler bu konuda ciddi sıkıntılar yaşayabilir. Bu gibi durumlar düşünüldüğü zaman tüketicilerin doğru adımlar atması ve aynı zamanda harcamalarının limitlerini iyi ayarlaması gerekmektedir.

Konunun diğer detaylarına geçmeden önce aşağıdaki kısa videodan enflasyonun özet sunumuna ulaşabilirsiniz.

Bir ülkede enflasyon neden yüksek olur?

Enflasyon bir sebep değil, sonuçtur. Bu sebeple enflasyona neden olan diğer ekonomik sorunların bilinmesi gerekir. Enflasyonun yükselmesi için ülkede yapısal sorunlar olması gerekir. Bu yapısal sorunlardan ilki şüphesiz dolarizasyon etkisi yani dışa bağımlı ekonomidir.

Çok basit şekilde anlatmak gerekirse, ülkeye giren döviz miktarı, ülkeden çıkan döviz miktarından az ise, o ülke sürekli olarak para basmak zorunda kalır. Yerli paranın sürekli olarak basılması, ülkenin milli parasının değerini düşürür. Paranın değeri düşerse bir şeyler satın almak için daha çok para ödemek gerekir. İşte bu sebeple parasal bir şişkinlik yani enflasyon söz konusu olur. Yani dış ticaret dengesinin ülkenin aleyhine olması enflasyonun tek değil ancak başlıca sebeplerindendir. Ülkenin faiz politikası, dış ticaret dengesi, sektörel dağılımı, finans kuruluşlarının ağırlıkları, yönetim biçimi, savaş ekonomisi gibi diğer ekonomik kavramlar enflasyonu direkt olarak etkileyebilecek başlıklardır.

Enflasyon yüksek ise ne olur?

Eğer bir ülkenin enflasyonu yüksekse, ülkede açlık sınırının çok daha yukarı seviyelere çıktığı bilinir. Bu sebeple harcamaların tutarlı olması ve doğru adımlarla gerçekleşmesi ciddi bir önem arz etmektedir. Bunun yanı sıra;

  • Enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde kriz çıktığı bilinmektedir.
  • Enflasyonun yukarı seviyelerde olması itibariyle hükümetin düşmesi veya iç savaş gibi olanakların ortaya çıktığı tarihte görülmüştür.
  • Enflasyon ile açlık sınırı yükselir ve illegal işlere yönelim artar.
  • Enflasyona bağlı olarak ülkede ki yoksulluk sınırının çok daha yukarı seviyelere çıkması muhtemeldir.

Bu gibi sıkıntılardan sebep hükümetin enflasyon dengesini iyi koruması ve ülkenin üreticilik konusunda daha fazla açık olması hayati önem taşımaktadır. Aksi taktirde beklenmedik problemlerin ortaya çıkması ve benzeri sıkıntıların daha yaygın bir şekilde günümüzde olması, kişilerin bu problemlerden sebep yaşanan mağduriyetler ile sıklıkla karşı karşıya kalmasına etkendir. Enflasyon yükselirse, mal sahipleri ürün satamamaya başlar ve üretim fiyatından ürünleri piyasaya sürer. Bu da esnafların kar elde etmeden yapılan satışlar ile kazancı düşürmesine etken olur ve ülke içerisinde ekonomik bir kriz ortamı ortaya çıkar. Özellikle Türkiye, enflasyon sınırı olarak görülen bir ülke olmasından dolayı bu gibi problemlerle sık sık karşılaşmaktadır.

Enflasyon bir düşman değildir

Evet ilginç bir alt başlık ancak doğru. Enflasyon, gelişmekte olan ülkeler için aslında belirli limitler dahilinde faydalıdır. Ekonominin ihtiyaç duyduğu hareketliliği olumlu şekilde etkiler. Ancak enflasyonun olumlu yönünden bahsetmek için, enflasyon oranının kabul edilebilir, destekleyici ölçüde az olması gerekmektedir. Gelişmiş ülkelerin bir kısmında negatif faiz politikaları ile düşük enflasyonun zararları gündeme gelmektedir.

Dolarizasyon (Para ikamesi) nedir?

Bugün, farkında olmadan yaptığımız dolarizasyon yani para ikamesi durumunun ne olduğunu ele alacağım. Ülkemizde sıkça karşımıza çıkan bu durum neden kaynaklanır ve nasıl olur sorularına yanıt bulacağınız bir yazı olacak. Ekonomi öğrencilerinin çok işine yarayacak müthiş bir genel kültür bilgisine hazır mısınız?

Dolarizasyon yani para ikamesi durumu, bir ülkede resmi veya resmi olmayan şekilde o ülkenin milli parasının yerine başka bir ülkenin ulusal parasının kullanılması veya ağırlığının artması durumudur. Üç çeşit dolarizasyon (para ikamesi) durumu vardır. Bunlar sırasıyla resmi dolarizasyon, yarı dolarizasyon ve gayri resmi dolarizasyon şeklindedir. Şimdi sırasıyla alalım, sonra ise ülkemizden örneklerle bu konuyu pekiştirelim.

Not: Dolarizasyon kavramı, sadece dolar kullanılması demek değildir. Bunun en büyük örneği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yaşanan para ikamesi olayıdır. KKTC’de Türk Lirası kullanılır. KKTC Lirası diye o bölgeye özel bir ulusal para yoktur. Dolayısıyla KKTC’de para ikamesi olarak Türk Lirası tercih edilir.

Resmi Dolarizasyon (Resmi Para İkamesi)

Biraz önce verdiğim KKTC ve Türk Lirası örneği bu durumun bize en yakın örneğidir. KKTC, resmi olarak Türk Lirası’nı tanır ve TL’nin kullanılmasını ister. Kendi parasını basmaz.

Bazı ülkeler ciddi ekonomik krizlerde kendi para birimlerini kullanmayı bırakıp, başka bir ülkenin parasını resmen tanır ve tüm ülkeye bunu ilan eder. Bir ülkenin ekonomik açıdan başına gelebilecek en kötü olaylardan biridir. Çünkü milli para adeta değersiz, kağıt parçası haline gelmiştir.

Yarı Resmi Dolarizasyon (Yarı Resmi Para İkamesi)

Az sayıda ülkede hem milli para hem de başka bir ülkenin para birimi resmi olarak tanınır. Yani ülkede her iki para birimi de aktif bir şekilde, yaygın olarak kabul görmüştür. Bu tip bir durumda genelde kamu sektörü ulusal parayı, özel sektör ise yabancı parayı yaygın olarak kullanır. Ancak hiçbiri yasak değildir.

Resmi Olmayan Dolarizasyon (Kısmi Para İkamesi)

İşte bu son durum, ülkemizde en çok karşımıza çıkan dolarize olma durumudur. İthalatı yüksek ülkeler, enflasyon karşısında direnebilmek için, resmi olarak tanınmasa bile döviz cinsi paralara endeksli ticaret yapmaya başlar. Döviz kullanmak yasak değildir, ancak ülkenin yetkilileri resmi olarak yabancı bir parayı kullanmayı da direkt olarak teşvik etmez. Fakat enflasyon dengesizdir ve döviz sıkça tercih edilir. Şimdi buna çarpıcı bir örnek verelim.

Türkiye’yi ele alalım. Ne yazık ki bazı belediyeler, yeni aboneliklerde sayaç parası alır. Su, elektrik veya doğalgaz sayacı için istenen bu rakamlar genelde dolar veya Euro cinsinden istenir. Bu size normal gelebilir. Ancak ulusal paraya hakarettir.

Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre bu ülkenin resmi parası Türk Lirası’dır. Kamu sektörü ve özel sektör TL ile milyarlarca TL hacminde işlem yapar. Ancak bazı kurumlar bu şekilde dövize endeksli iş yapar. Dolayısıyla ortada resmi olmayan bir para ikamesi (dolarizasyon) durumu vardır.

Türkiye’den bir başka örnek ise borç alıp-verme durumunda ortaya çıkar. Vadesi uzun borçlarda Türkiye’de kimse birbirine TL cinsinden borç vermez. Hemen herkes dolar veya Euro ile borç verir. Bunun sebebi ise enflasyon oranlarıdır. Herkes bilir ki uzun vadede TL genelde değer kaybeder, döviz ise değerini korur.

Umarım tüm bu anlattıklarım, kafanızdaki dolarizasyon nedir sorusuna cevap olabilmiştir. Yorumlarınızı bekliyorum.

Türkiye ekonomisi 2017 yılı ikinci çeyrek büyüme oranı

Türkiye’nin 2017 yılı ikinci çeyreğine ait büyüme rakamı açıklandı. Normalde bu tip bir içerik yazmazdım ancak burada değinmek istediğim çok önemli bir konu var. Özellikle öğrenciler için bu yazının okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.

Şimdi öncelikle dünyanın büyük bir bölümünde yıl, 4 eşit parçaya ayrılır. Ve her çeyrekte, bir önceki çeyreğe ait istatistikler açıklanır. Bu ülke ekonomileri için de kurumsal ölçekteki özel şirketler için de genel kabul görmüş bir uygulamadır. Burada ele alacağımız rakamlar, Nisan, Mayıs ve Haziran 2017 aylarındaki Türkiye’nin toplam büyüme oranı olacak. Rakamlar şöyle;

Türkiye ekonomisi 2017 yılı ikinci çeyrekte %5.1 oranında büyümüş. Beklenen rakam ise %5.5 imiş. Ana sektörler arasındaki büyüme dağılımı ise şu şekilde;

  • Tarım sektörü %4.7 büyüdü
  • Sanayi sektörü %6.3 büyüdü
  • İnşaat sektörü %6.8 büyüdü
  • Hizmet sektörü %5.7 büyüdü

Şahsen benim beklediğim rakam ise %15 seviyesindeydi. Ama bu rakamı sevinçle beklemiyordum. Çünkü basında yer alan büyüme oranları aslında gerçek değil. Bunun sebebi ise, yapılan hesaplamalardaki baz yıl ve baz alınan döviz kuru.

Türkiye’de dolarizasyon etkisi son derece büyük. Peki dolarizasyon nedir derseniz, ülke ekonomisinin yabancı para türlerine ciddi şekilde bağlı olması. Türkiye gibi ithalata bağımlı bir ülkede, ithal edilen her malın fiyatı sürekli olarak değişiyor, çünkü döviz yerinde durmuyor. Bu ise beraberinde döviz borcu ve döviz alacağı demek oluyor. Yani şunu demek istiyorum;

Sadece ihracat gelirine bakarsak Türkiye %5.1 büyüdü. Çünkü yurtdışına sattığımız mallar karşılığında ABD Doları ve Euro aldık. Döviz arttığı için satılan mal miktarı değişmese bile ,TL karşılığı daha çok olsa da, aynı miktarda döviz girişi oldu. Dolayısıyla ülkemizin tüccarları daha çok satış yapmadan, ülkeye daha çok para sokmuş oldu. Bunun neresi kötü diyebilirsiniz. İşte cevabı.

Türkiye dışarıya mal sattığından daha çok, dışardan mal alan konumda bir ülke. Petrol, otomobil, tüketici elektroniği, gıda gibi çok sayıda kalemle dışarıya döviz ödüyoruz. Döviz kuru zıpladığı zaman, aynı miktarda mal için daha fazla TL ödüyoruz. Yani aslında hiçbir şey değişmiyor. Türkiye %5.1 dense de, bir önceki dönemin döviz kurunu baz aldığımızda büyümenin olmadığı hatta belki de küçülme yaşandığını görebilirsiniz.

Dövizin yüksek olduğu dönemlerde ülke ekonomisinde yapay bir büyüme görülür. Ancak ithalata bakarsanız, ithalatın da ciddi şekilde artış gösterdiğini görebilirsiniz. Eğer kağıt üzerinde ülke büyümüş görünür, ancak büyümenin etkisini birkaç rakam dışında hiçbir yerde göremezsiniz.

Eğer sınavlarda bu konuyla alakalı bir yorum sorusuyla karşılaşırsanız bu dediklerimi yazabilirsiniz. Ama yorum yerine direkt olarak veri sorulursa bunları söylemeyin. Türkiye 2017 yılının ikinci çeyreğinde %5.1 büyüdü demeniz yeterli.